Antikorların Rolü

Sponsor Bağlantılar

Antikorlar yabancı hücrelere yapışır. Ya saldırganların kan dolaşımına pompaladığı zehirli maddeleri nötralize eder ya da istilacı hücrelerin duvarlarını yıkarak içeriklerim dağıtan kan proteini gruplarını harekete geçirir. Antikorlar, ayrıca, saldırganları yutan, makrofajlar denen, büyük beyaz hücreleri uyaran “bayraklar” gibi davranabilir.
Doğal öldürücüler olarak bilinen T-hücreleri, yabancı maddeleri, daha önce onlarla hiç karşılaşmamış olsa bile, tanıyıp ortadan kaldırabilme yeteneğine sahip iken, sitotoksik T-hücreleri adı verilen diğer beyaz hücreler, belli enfeksiyon etkeni organizmalara kenetlenip, onları yok ederek antikorlar gibi davranmaktadır.
Bağışıklık sisteminin davranışı, zaman zaman hissettiğimiz fiziksel semptomları açıklamaktadır. Örneğin, lenfositler çoğalıp, antikorlar üretildikçe, boyun, koltuk altlan ve kasıklardaki lenf nodları şişer. Kan damarları genişler ve bağışık hücrelerin, saldırı altındaki noktaya bir an önce ulaşması için, sızdırmaya başlarsa, o bölge cerahatlenir ve cerahat, büyük ölçüde, yabancı hücreleri yok etme görevini tamamlamış ölü makrofajlardan oluşur.
Ne yazık ki, tüm bağışıklık reaksiyonları faydalı değildir. Bağışıklık sistemi aşırı ya da anormal reaksiyon gösterebilir ve astım ve saman nezlesi gibi allerjik bozukluklara neden olabilir. Anormal genler ya da virüslerce yanıltılarak, vücudun, kendi hücrelerini, yabancı hücreler gibi görmesi de mümkündür. Sonuç olarak, bu hücrelere saldırıp onları yok ederek, diyabet, romatoıd artrit, multipl skleroz gibi otoımmün hastalıklara neden olur.
Bağışıklık sistemi yalnız fiziksel değildir. Doktorlar, zihnin ve tutumun hastalıkları yenmede farklılıklar yaratabileceğini gözlemektedirler. Kanser hastalarına hayal güçlerim pozitif biçimde kullanmaları söylendiğinde örneğin, beyaz hücrelerinin tümörlerini ele geçirdiğini hayal etmeleri istendiğinde lenfosit, antikor ve doğal öldürücü hücre düzeyleri artış göstermiştir.
Yorucu, stresli ya da sağlıksız bir yaşam biçimini kendinize reva gördüğünüzde tütün içmek, aşırı alkol almak, geç saatlare kadar uyanık kalmak, yetersiz beslenmek ya da egzersiz yapmamak gibi bağışıklık sisteminiz yetersiz, reaksiyon vermekte yavaş ve daha az etkili hale gelir.Kanımızdaki akyuvarlar, lenf sistemi dokusunda yapılır. Lenfoid progenitör (öncül kök) hücrelerden köken alır ve lenfoblastlar ve monoblastlar üzennden lenfositler ve promonositler gelişir. Lenfositler, B ya da T hücrelerine dönüşür ve promonositler olgunlaşarak kan dolaşımına katılan monositleri oluşturur. B hücreleri, antikor salgılayan hücrelerin kaynağıdır. Monositler, akyuvarlara dönüşebilir.

Sponsor Bağlantılar

Sponsor Bağlantılar

About the Author

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>

alt