<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık &#187; Kanser Hastalıkları</title>
	<atom:link href="http://www.saglikvediyet.info/bolum/hastaliklar/kanser-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikvediyet.info</link>
	<description>Sağlık</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 20:35:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ur Tipleri, Beyin Zarı Urları</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.info/cesitli-ur-tipleri/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.info/cesitli-ur-tipleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 19:21:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Urlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.info/?p=2772</guid>
		<description><![CDATA[İyicil beyin zarları urları Beyin zarları iyicil urları (menenjiyomlar), bütün urların yüzde 10 kadarını oluşturur; özellikle 20-50 yaş arasındaki kadınlarda görülürler. Beyin sert zarı üstünde kemik ile beyin arasında oluşmuş sert kütlelerdir; beyin dokusu içine yayılmaz, ama beyni itip sıkıştırarak zedelenmesine neden olurlar. İyicil beyin zarları uru, sınırlı ve iyicil bir ur olmakla birlikte, tekrarlayabilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p><strong>İyicil beyin zarları urları</strong><strong> </strong></p>
<p>Beyin zarları iyicil urları (menenjiyomlar), bütün urların yüzde 10 kadarını oluşturur; özellikle 20-50 yaş arasındaki kadınlarda görülürler. Beyin sert zarı üstünde kemik ile beyin arasında oluşmuş sert kütlelerdir; beyin dokusu içine yayılmaz, ama beyni itip sıkıştırarak zedelenmesine neden olurlar. İyicil beyin zarları uru, sınırlı ve iyicil bir ur olmakla birlikte, tekrarlayabilir.</p>
<p><strong>Gliyomlar</strong></p>
<p>Çeşitli beyin urları arasında gliyomların sıklık derecesi yüzde 50 oranındadır. Bu <a href="http://www.saglikvediyet.info/bilgi/urlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Urlar">urlar</a> nevroglia destek hücrelerinden (astrositler, oligodendrositler, merkezi kanal hücreleri, v.b.) gelişirler.</p>
<p>Bazı gliyomlar, sözgelimi medüloblastomlar, kötücül ve tekrarlayıcıdırlar. Astrositomlar, v.b. bazıları, fazla gelişme göstermemekle birlikte, geç dönemlerde kötücülleşebilir.</p>
<p><strong>Sinir urları</strong></p>
<p>Sıklık dereceleri yüzde 10 olan sinir urları, bir inir üstünde, çoğunlukla da üçüz sinir ya da işitme siniri (VIII. kafa sinirleri çifti) üstünde gelişirler. İyicildirler; ama boyutları büyüdüğünde, uygulanan cerrahi girişim sırasında sinirin düzelmeyecek biçimde zedelenmesi tehlikesini taşırlar.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hipofiz bezi urları</strong></p>
<p>Sıklık dereceleri yüzde 5&#8242;tir. Hipofiz bezi, göz sinirleri bileşeceği (görme sinirlerinin kesiştiği yer) arasında, üçüncü karıncığın altında beyin tabanına asılı, bezelye büyüklüğünde bir organdır. Kafa yutak urları adı verilen urlar, genellikle gençlerde görülürler. Evrimleri yavaştır. Adenomlarsa, 20 yaşını aşmış kişilerde ortaya çıkarlar; iyicildirler, ama içsalgılara yansımaları tehlikeli olabilir.</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-2805" title="prostat_ur" src="http://www.saglikvediyet.info/wp-content/prostat_ur-300x253.jpg" alt="prostat_ur" width="300" height="253" /></p>
<p><strong>İkincil urlar</strong></p>
<p>Karaciğer, dalak, akciğerler, beyin gibi organlar, organizmanın kan süzgeçleridir. Bu merkezlerde, herhangi bir organda oluşmuş kötücül bir urdan gelen kanser yapıcı hücreler toplanabilir. Bu durum beyne yayılma ya da sıçrama (serebral metastaz) diye nitelenir. Görülme sıklığı, bütün beyin urları içinde yüzde 15&#8242;tir. İkincil urlar genellikle çok sayıdadırlar ve kafatasının herhangi bir yerinde ortaya çıkabilirler. Çevreleri iltihaplı ve ödemli geniş bir alanla çevrilmiştir.</p>
<p><strong>KAFA URLARININ TEŞHİSİ</strong><strong> </strong></p>
<p>Kafaiçi urlarının önemli bir bölümünün, uzun yıllar gizli olarak geliştikleri bilinmelidir. Sistemli bir klinik muayene sırasında ya da başka bir hastalık sırasında rastlantıyla teşhis edilirler. Ancak, urun belli bir gelişmeyi tamamlamasından sonra hastada, şiddeti urun boyutlarına ve gelişme hızına bağlı olan çeşitli bozukluklar görülmeye başlar. Kafa urlarının belirtileri üç grupta toplanabilir:</p>
<p>— beyin-omurilik sıvısının akış yollarının ur tarafından tıkanması sonucunda ortaya çıkan kafaiçi basınç artışıyla ilgili bozukluklar (karıncık; orta beyin; arka beyin ve beyincik urları);</p>
<p>—  urun etkilediği bölgelerle ilgili yerel belirtiler: Bunlara örnek olarak, arka çukurdaki urlar (beyincik çadırının arkasında kalan arka beyin, beyincik ve kafa sinirleri urları) v« beyin yarıküreleri düzeyindeki beyincik çadırı altı urları gösterilebilir;</p>
<p>—  ayrıca bir ihtilat da klinik belirtileri ciddileştirebilir (şişen beyin yarıküresinin şakak lobu, beyincik çadırı altına fıtıklaşarak, beyin sapına bası yapar ya da artan kafaiçi basınç ile, beyincik, art-kafa deliği içine itilerek fıtıklasın</p>
<p><strong>Kafaiçi basınç artışı</strong><strong></strong></p>
<p>Her urda görülmez ve görülmemesi, ur bulunmadığını kanıtlamaz. Kafaiçi basınç artışı, büyük bir ur çevresinde oluşan bir beyin ödemine bağlıdır ya da beyin-omurilik sıvısının akış yollarının tıkanmasıyla ortaya çıkar. Genellikle, kafaiçi basınç artışına neden olan urlar, arka çukurda gelişirler; çünkü bu durumda ur, kemik ile beyinciğin bağ dokusu çadırı arasında sıkışmıştır. Kafaiçi basınç artışının başlıca belirtileri, sabahları uyanınca başlayan ve özellikle alın ve ensede duyulan baş ağrılarıdır. Ağrılar hafif bir kusmadan sonra yatışır. Bu belirtilere apandis iltihabını andıran ivegen karın ağrıları, kabızlık gibi daha ciddi sindirim sistemi bozuklukları eşlik edebilir. Hastalarda önemli davranış bozuklukları (uyuklama, dikkatsizlik, çalışma veriminin azalması, kişilik bozuklukları, sinirsel çöküntü) da vardır. Görme bozuklukları, daha geç dönemlerde ortaya çıkar: Çift görme; geçici görme yitimleri (hasta kısa bir süre hiç bir şey görmez); görme keskinliğinin azalması. Ama bütün bu belirtilerin ancak, hastalığın başlangıcında, hastanın erken olarak hekime başvurmasını sağladıkları sürece tedavinin başarı şansını artırma değerleri vardır. Ne var ki, başlangıçta hafif ve kesintili olarak ortaya çıktıklarından, hastaya fazla bir rahatsızlık vermezler. Beyin urlarının en büyük özelliği, evrimlerinin yavaş biçimde yıllarca sürmesidir. Bu nedenle teşhisin geç konduğu durumlarda, apansızın çok ciddi bozukluklar ortaya çıkar, acil bir tedaviyi gerektirirler: Ağrılar dayanılmayacak derecede şiddetlenir, görme azalır; hasta komaya girer-, kafa öne ya da yana sarkık biçimde kenetlenir-, bedenin her yanı kasılıp sertleşir. Bu arada solunum, kalp ve dolaşım sisteminde ortaya çıkacak bozukluklar ölümle sonuçlanabilir.</p>
<p><strong>Ur yerleşiminin teşhisi</strong></p>
<p>Bir beyin uru, boyutlarına ve yerleştiği sinir dokusu bölgesine bağlı olarak bazı odaksal bozukluklar yaratır. Bunlar özellikle erken dönemlerde ortaya çıktıklarında, urun yeri klinik muayeneyle saptanabilir.</p>
<p><strong>Alın lobu urları</strong><strong></strong></p>
<p>Alın lobu urları, bilinci yerinde bir hastada odaklaşmış hareket bozukluklarının ortaya çıktığı urlarda, sarayı andıran nöbetlere yol açarlar. Bedendeki ilk belirtiye göre, urun alın bölgesindeki etki alanı belirlenir. Alın alt bölgesinin etkilenmesi yüzde, orta bölgesinin etkilenmesi kollarda, üst ve yan bölgelerinin etkilenmesiyse bacaklarda nöbetler biçiminde kasılmalara yol açar. Bu nöbetler dışında, hastada söz yitimi ya da- felç (alt üyeler felci ya da tek üye felci) gibi bozukluklar da görülebilir.</p>
<p><strong>Alın lobu önü urları</strong></p>
<p>Uzun süre belirti vermeyen bu urlar, klinik açıdan kendilerini belli ettiklerinde şakacılık, aşırı iyimserlik, çocuklaşma (yatağı ve giyeceklerini ıslatırlar) , sersemlik, bellek bozuklukları ve dengesizlik gibi özel ruhsal bozukluklara yol açarlar. Bazı hastalardaysa ciddi bir zihin bulanıklığı ve önemli bir zeka gerilemesi görülebilir. Sonra özel çırpınma nöbetleri ortaya çıkar ve hastanın sanki arkasına bakmak istermiş gibi, sürekli biçimde başını ve gözlerini hareket ettirmesine neden olurlar. Hasta, bu hareketlerin bilincindedir ya da değildir</p>
<p><strong>Çeper lob urları</strong></p>
<p>Hastalarda duyusal sara nöbetleri görülebilir. Duyarlık bozuklukları (özellikle yüz ve kollarda) ve simgesel işlevlerde bir düzensizliğin olup olmadığı araştırılır.</p>
<p>Simgesel bozukluklar, bedenin çeşitli bölümlerini tanıyamama, yönün bedene oranla yitmesi, bozunun egemen yarıkürede olduğu hastalarda becerisizlik, okuma bozuklukları, hesap yapamama, bozunun egemen olmayan yarıkürede olduğu hastalarda giyinememek biçimindedir.</p>
<p><strong>Şakak lobu urları</strong></p>
<p>Şakak lobu urları ruhsal sara nöbetlerine (en sık görülen belirtilerden birisi, bilincin kısa süreli kendini gösteren ve birkaç saniye için hastanın boşluğu, bakış ve dalışı biçiminde olan düş hali), görme ve işitme sanrılarına, sindirim sistemi nöbetlerine ve koku duyusunun azalmasına neden olurlar. Urun egemen lobda olduğu durumlarda, söz yitimi bozuklukları da (kelimelerin anlaşılamayacak derecede olması) ortaya çıkar. Ayrıca hastaların yüzde elli kadarında ruhsal bozukluklara da rastlanır.</p>
<p><strong>Art kafa lobu urları</strong></p>
<p>Bunların başlıca belirtisi, tek bir gözde ortaya çıkan görme azlığıdır. Görme yanılgılarına ve hafıza bozukluklarına çok sık rastlanır.</p>
<p><strong>Arka çukur bölgesi urları</strong></p>
<p>Beyincik çadırının altındaki dar alanda gelişen bu urlar, beyin-omurilik sıvısının akışını zorlaştırır ve arka beyin ile dördüncü karıncığı sıkıştırırlar.</p>
<p>Beyincik urları sarhoş gibi yürüme, hareketlerde eşgüdümsüzlük türünde denge bozukluklarına yol açarlar.</p>
<p>Arka beyindeki urlarsa, bir piramit sendromuyla birlikte, bozunun yerine göre kafa sinirleri felçleriyle yansırlar.</p>
<p><strong>Tamamlayıcı muayeneler</strong></p>
<p>Kafaiçi urlarının teşhisi oldukça karmaşık ve güçtür. Bu nedenle, bir yandan urun varlığı kesinleştirilip, boyutları ve yeri araştırılırken, öte yandan urun tipini belirlemek için (iyicil, kötücül, birincil ya da ikincil), bütün belirtileri değerlendirmek ve cerrahi olanakları gözden geçirmek gerekir (urun damarlarla bağlantıları, sinir sisteminin yaşamsal önem taşıyan bölgelerine yakınlığı ve karıncık boşluklarıyla olan ilgisi). Bütün bu muayeneler sonucunda, cerrahi girişimin nasıl yapılacağına karar verilir. Göz dibinin muayenesi, kafaiçi basınç artışının önem derecesini ve bunun görme sinirine yansıma şiddetini belirtir. Bu sinir, urdan dolaysız ve kesin biçimde etkilenebilir (körlük).</p>
<p>Kafa filmi, kireçlenmiş bir uru (gliyom, kafa-yutak uru) ya da bir beyin zarları urunun bozduğu kafa kemiklerini açığa çıkarabilir. Derin urlarda ve arka çukur urlarında, beyin elektrosu belirtileri çoğunlukla normaldir. Ur, beyin yarıkürelerinde yerleşmişse, dalgaların yavaş bir -yayılma gösterdikleri izlenir. Urun, beyin yapılarında, beden orta çizgisinden yana bir yer değiştirmeye neden olup olmadığı, beyin ekografisiyle anlaşılır. Radyoizotop yöntemleri (gamaansefalogram), urun görülmesini sağlar; çünkü ur, radyoaktif maddeyi sağlam sinir dokusuna oranla daha çok bağlamaktadır. Radyoaktif maddenin ura bağlanma şiddeti ve bu arada izlenen gelişim özellikleri (24 saat içinde), urun tipinin belirlenmesine yardımcı olur.</p>
<p>Boyun atardamarlarına (iç şahdamarı) iğneyle karşıt madde verilerek alınan beyin atardamar filminde, zengin bir damarlanma oluşturmuş urlar açıkça görülebilir. Filmde gliyomlar, ikincil beyin urları*ve damar oluşum bozuklukları, belirgin biçimde açığa çıkar. İyicil beyin zarları urları, bunlardan farklıdır; çünkü bu urlarda, damarlanmalar çok incedir ve beyin zarları atardamarlarına bağlı bir gelişme gösterirler. Bazı urlar, atardamar filminde doğrudan görülmeyebilir; o zaman, çevrelerindeki damarlarda yol açtıkları biçim bozuklukları ve sıkıştırmalar araştırılarak ortaya çıkarılabilirler.</p>
<p><strong>TEDAVİ</strong><strong></strong></p>
<p>Cerrahi girişim öncesinde tedavi, ödemi ve kafa içi basınç artışını azaltmak amacıyla uygulanacak kortizon türevleri tedavisine dayanır. Bazı hastalarda, kobalttı ışın tedavisi uygulanabilir.</p>
<p><strong>BEYİN APSELERİ</strong><strong></strong></p>
<p>Beyin apsesi, beyin dokusunun irinli iltihaplanmasıdır. Başlıca sorumluları stafilokoklar, streptokoklar ve pnömokoklardır. Olay, değişik biçimlerde başlayabilir : Süreğen bir kulak ya da sinir iltihabı, beyin zarlarına ve damarlara yayılarak, apseye (özellikle alın ya da şakak bölgesinde) neden olabilir. Bir septisemi sırasında, kan yoluyla mikroplar, beyne ve öteki organlara gidebilirler. Ayrıca, açık bir kafa travması, yerel bir enfeksiyona neden olabilir.</p>
<p><strong>Klinik belirtiler</strong></p>
<p>Beyin apseleri, bir beyin zarları iltihabı, çırpınmalar, yarım felç ve hızla artan baş ağrılarıyla apansızın başlayarak, hastayı komaya sokarlar. Bazı hastalardaysa, hastalık yavaş ve gizli biçimde başlayabilir; hastada, yavaş yükselen bir ateşle birlikte bir beyin zarları sendromu, terleme, genel durumun bozulması ve aşırı zayıflama belirtileri görü-</p>
<p>lür. Belirli bir evreden sonra, tıpkı bir beyin urunda olduğu gibi, kafaiçi basınç artışı, sinirlerin etkilenmesi (hareket ya da duyu yetersizlikleri, söz yitimi, beyincik sendromu, kafa sinirleri felci) biçiminde belirtiler ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Tamamlayıcı muayeneler</strong></p>
<p>Ur belirtileriyle birlikte bir enfeksiyon sendromu, beyin apsesi, varsayımını güçlendirir. Hastanın muayenesinde ve geçmişinin incelenmesinde bir kafa travması, irinli beyin zarları iltihabı, sinüs iltihabı, kulak iltihabı, septisemi, v.b. bulunması, teşhisi daha da sağlamlaştırır. Kan incelemeleriyle (kan sayımı, kanın çökme hızı) teşhis doğrulanır.</p>
<p>Beyin-omurilik sıvısının incelenmesinde, hücrelerde ve albümin miktarında bir artış saptanır; hattâ bazı hastalarda, bu muayene sırasında, irinli bir beyin zarları iltihabı da ortaya çıkarılabilir. Apsenin yerleşim bölgesinin saptanması, radyoizotop yöntemi uygulamasıyla ve beyin damarları filmi çekilerek yapılır (apse, kan damarlarını iter ve sıkıştırır) .</p>
<p>Evrim, önceden kestirilemez. Apse, bir karıncık içinde patlayabilir ya da beyin kütlesini sıkıştırarak fıtıklara yol açabilir. Bu nedenle, hastanın çok acil tedavi görmesi gerekir. Ölüm oranının sıklık derecesi fazla yüksek değildir (yüzde 20-30 oranında).</p>
<p><strong>TEDAVİ</strong><strong></strong></p>
<p>Beyin apselerinin gelecekleri, antibiyotikler sayesinde büyük ölçüde düzeltilebilmektedir. Antibiyotikler, hastaya damar içi yoldan ve kas içine iğneyle verilirler. Ama antibiyotikler, apse oluşumunu tam olarak durduramadıklarından, çoğunlukla cerrahi girişim uygulamak gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.info/cesitli-ur-tipleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doku Urları</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.info/karisik-doku-urlari/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.info/karisik-doku-urlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 19:19:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Urlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.info/?p=2770</guid>
		<description><![CDATA[Nedenleri henüz anlaşılamamış, çoğunlukla kalıtımsal ve ailesel özellikli, deriyi, gözün ağ tabakasını ve sinir sistemini etkileyen, ender rastlanan hastalıklardır. RECKLİNGHAUSEN HASTALIĞI Recklinghausen hastalığı (neurofibromatozis), başlıca belirtileri deri üstünde (gövdede), saplı yumrular biçiminde ortaya çıkan, sütlü kahve renginde, çeşitli biçim ve büyüklükte lekelerdir. Hastada ayın zamanda deri altında çevresel sinirler üstünde ya da derin sinirler düzeyinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nedenleri henüz anlaşılamamış, çoğunlukla kalıtımsal ve ailesel özellikli, deriyi, gözün ağ tabakasını ve sinir sistemini etkileyen, ender rastlanan hastalıklardır.</p>
<p><strong>RECKLİNGHAUSEN HASTALIĞI</strong><strong> </strong></p>
<p>Recklinghausen hastalığı (neurofibromatozis), başlıca belirtileri deri üstünde (gövdede), saplı yumrular biçiminde ortaya çıkan, sütlü kahve renginde, çeşitli biçim ve büyüklükte lekelerdir. Hastada ayın zamanda deri altında çevresel sinirler üstünde ya da derin sinirler düzeyinde (görme siniri, işitme siniri) sinir urlarına da rastlanabilir. <a href="http://www.saglikvediyet.info/bilgi/urlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Urlar">Urlar</a> bazen çok büyük boyutlara erişebilir. Evrimleri döl-yatağı içi yaşam sırasında başlar; ama çok ağır gelişir ve iyicildir. Bu arada, bazı hastalarda urların evriminin kötücül olduğunu (sidik yolları ve iç organların urları) ve zamanla yozlaştıklarını belirtmek gerekir. Bu tür urlara, olanak varsa, cerrahi girişim uygulanmaktadır.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2798" title="lasertreatmentforkeloid" src="http://www.saglikvediyet.info/wp-content/lasertreatmentforkeloid-300x208.jpg" alt="lasertreatmentforkeloid" width="300" height="208" /></p>
<p><strong>OURNEVİLLE HASTALIĞI</strong><strong> </strong></p>
<p>Hastalık yaşamın ilk yıllarında, pigment yitirmiş deri lekeleriyle birlikte beyin urları biçiminde ortaya çıkar. Hastada sara nöbetleri ve zeka geriliği de görülür.</p>
<p><strong>STURGE-WEBER HASTALIĞI</strong><strong> </strong></p>
<p>Yüzde ve beyinde damar urlarının belirmesiyle yansır. Beyin kabuğunda körelme ve kireçlenme vardır. Hastalarda çırpınma (sara) nöbetleri olur.</p>
<p><strong>VON HİPPEL-LİNDAU HASTALIĞI</strong><strong> </strong></p>
<p>Ağ tabaka ve beyincikte damar urları ortaya çıkar. Ayrıca böbrekler, pankreas ve karaciğerde kistler vardır.</p>
<p>Beynin kesiti. Resimde, alın beyin büyük birleşeceği bölgesinde bir gliyoblastom görülmektedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>BEYİN URLARI</strong></p>
<p>Beyin urlarına oldukça sık rastlanır. Bu terim altında, hücrelerin aşırı çoğalması sonucunda dokuların anormal biçimde büyüyüp hacimlerini artırarak oluşturdukları, bütün sınırlı bozunlar toplanır. Büyümesi ve gelişmesi oldukça hızlı olan ya da kan yoluyla ikincil olarak başka bölgelere de yayılan (metastaz) urlara «kötücül urlar» adı verilir. «İyicil urlar» böyle bir yayılma göstermez, ama kütleleriyle içinde bulundukları organı sıkıştırdıklarından, bazen ciddi durumlara yol açabilirler.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-2800" title="beyin-ve-beyin-hastaliklari" src="http://www.saglikvediyet.info/wp-content/beyin-ve-beyin-hastaliklari1.jpg" alt="beyin-ve-beyin-hastaliklari" width="279" height="279" /></p>
<p>Sinir dokusunun özelliği dikkate alındığında, bütün urların, nöronlarda düzeltilmesi olanaksız (nöronlar yenilenmez) bozuklara yol açacağı ortaya çıkar.</p>
<p>Urun iyicil özelliğini iki etmen değiştirebilir: Ur genellikle çok damarlıdır ve ortaya çıkabilecek bir kanama, ölümle sonuçlanabilecek bozuklara neden olabilir; beyin düzeyinde sinirsel cerrahi oldukça güçtür ve teknik yetersizlikler yüzünden çok kötü sonuçlar (urun hacmine ve yerleşme bölgesine bağlı olarak) ortaya çıkabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.info/karisik-doku-urlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyicil Urlar</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.info/iyicil-urlar/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.info/iyicil-urlar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 12:25:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı Ve Deri Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Urlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.info/?p=2571</guid>
		<description><![CDATA[İyicil üstderi urları Başlıca özellikleri çok yavaş gelişmeleridir. Sınırlı ve yereldirler; çok çeşitli tiplerde olabilirler. Virüs kökenli epitel urları Virüslerin, birçok hücre çoğalması olayında etkin rol oynadıkları bilinen bir gerçektir. Virüslerin neden oldukları başlıca urlar arasında  yalın siğiller, ayak tabanı siğilleri, cinsel organ kondilomları, siğil görünümleri, iyicil epitel urları ve bulaşıcı yumuşak yumrular sayılabilir. Yalın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İyicil üstderi urları</strong></p>
<p>Başlıca özellikleri çok yavaş gelişmeleridir. Sınırlı ve yereldirler; çok çeşitli tiplerde olabilirler.</p>
<p><strong>Virüs kökenli epitel urları</strong></p>
<p>Virüslerin, birçok hücre çoğalması olayında etkin rol oynadıkları bilinen bir gerçektir. Virüslerin neden oldukları başlıca <a href="http://www.saglikvediyet.info/bilgi/urlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Urlar">urlar</a> arasında  yalın siğiller, ayak tabanı siğilleri, cinsel organ kondilomları, siğil görünümleri, iyicil epitel urları ve bulaşıcı yumuşak yumrular sayılabilir.</p>
<p><strong>Yalın siğil</strong><strong> </strong></p>
<p>Yalın siğilde deri belirtileri, yüzeyleri düzensiz, az ya da çok sayıda kıllı olan, hiperkeratozlu çıkıntılardan oluşmuşlardır. Çok değişik boylarda olabilir, bazen birleşerek geniş kütleler oluşturabilirler. Yalın siğilin en sık görüldüğü bölgeler el sırtı, tırnak çevresi ve ayaklardır. Özellikle çocuklarda rastlanırlar.</p>
<p>Tedavide çeşitli yöntemlere başvurulabilir-, yerel uyuşturma altında elektrikle yakma ve soğukla tedavi (karbon karı ya da azot), öteki keratin çözücü maddelerden çok daha etkili sonuçlar vermektedir. Siğillerin çok yaygın ve bol oldukları durumlarda, çok özgül olmayan ağız yoluyla tedavilere karşın, tekrarlamalara sık rastlanır.</p>
<p><strong>Ayak tabanı siğilleri</strong><strong> </strong></p>
<p>Taban üstünde sınırlı biçimde yerleşen bu siğiller, çoğunlukla son derece ağrılıdırlar; bazen nasırların aralarında yer alabilirler. Boyları son derece çeşitlidir. El siğillerindeki gibi, siğil yok edici merhemlerle ya da fiziksel etkenlerle ortadan kaldırılabilirler.</p>
<p><strong>Cinsel organ kondilomları (Condyloma acuminatum)</strong></p>
<p>Halk arasında «horoz ibiği» adı verilen bu oluşumlar, üreme organlarının mukozaları üstünde yerleşmişlerdir. Gri ya da pembe renklidirler; hiç bir ağrı ya da sızıya neden olmazlar. Çoğalma eğilimleri fazla olduğundan, tedavilerinde soğukla tedavi ya da elektrikle yakma gibi yöntemler uygulanır. Cinsel temasla bulaşırlar.</p>
<p><strong>Siğil görünümlü iyicil epitel urları</strong><strong> </strong></p>
<p>Daha çok çene ve yüz bölgelerinde yerleşen, birbirlerine bulaşarak çoğalan, iplik biçiminde, uzamış, küçük deri çıkıntılarıdır. Gelişmeleri yalnızca, elektrikle yakma yöntemiyle engellenebilir.</p>
<p><strong>Bulaşıcı yumuşak yumrular</strong></p>
<p>Yerleşim merkezleri çok değişik olabilen bulaşıcı yumuşak yumruların, yayılma eğilimleri çok yüksektir. Ortaları göbeklenmiş bu küçük ve şişkin yapıları ortadan kaldırmak için, kazıma yöntemleri uygulanır. Bu işlem,bozun yerlerinin elektrikli koterle yakılmasıyla tamamlanır.</p>
<p><strong>Kistler</strong></p>
<p>Kistler, kökeni ve yapısı değişen bir maddeyle dolu, epitelle çevrili kovuklardır; çeşitli tipleri vardır.</p>
<p><strong>Milium</strong></p>
<p>Milium tanecikleri yüzde ve üreme organlarında yerleşmiş, bir darı tanesi boyutlarında, beyaz renkli, sert, inciyi andıran oluşumlardır. Bisturinin ucuyla çıkarıldıklarında, içlerinden jelatin kıvamında beyaz renkli bir madde çıkar.</p>
<p><strong>Üstderi kistleri</strong></p>
<p>Üstderi kistleri sık rastlanan, genellikle birden çok sayıda olan, kalıtımsal yapılardır. Boyları birbirlerinden çok değişik olan bu kistlerin üstleri, normal bir deri tabakasıyla örtülüdür. Yavaş yavaş büyür, çoğunlukla erbezi torbası ve saçlı deride yerleşirler. Sık sık enfeksiyona uğramalarına karşılık, son derece ender yozlaşırlar. Tedavilerinde uygulanabilecek tek yöntem, kistin bütünüyle çıkarılmasıdır. Ama işlem eski ve enfeksiyona uğramış kistlerde çok güçtür.</p>
<p><strong>Yağ kistleri</strong></p>
<p>Çok daha ender rastlanan bu kistlerin içinde az ya da çok yozlaşmış yağlı bir madde yer alır. Normal ya da gerilmiş bir deri yüzeyi altına yerleşmiş bu kistler sıkıldığı zaman, içlerindeki madde urun ortasında bulunan ince bir delikten dışarı çıkar. Özellikle seboreli bölgelerde yerleşmiş olan yağ kistlerinin tedavisinde en etkili yöntem, cerrahi girişimle çıkarılmalarıdır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kistdermoy itler</strong></p>
<p>İçlerinde kıl, saç, deri yağı artıklarının birikmiş olduğu embriyo kökenli oluşumlardır. Kaş kenarı, göz çevresi ya da kuyruk sokumu bölgesi gibi dölüt kökenli çatlakların bulundukları bölgelerde yerleşmişlerdir. Tedavilerinde en etkili yöntem, cerrahi girişimle çıkarmadır.</p>
<p><strong>Öteki iyicil deri urları</strong></p>
<p><strong>Kıl keseciği urları</strong></p>
<p>Kıl keseciği urlarının en tipik biçimi, kireçleşmiş Malherbe epitel urudur. İyicil, bir taş sertliğinde, yuvarlak bir urdur. Ağrı ya da sızı vermez. Kendiliğinden gerileme olmadığından, cerrahi yöntemlerle çıkarılması gerekir.</p>
<p><strong>Yağ bezleri urları</strong></p>
<p>Fordyce tanecikleri, küçük ve önemsiz anatomik biçim bozukluklarıdır. Buna karşılık yağ adenomları, yağ dokusunda gelişen ve karmaşık nevusları akla getiren yağ bezleri urlarıdır. Kırmızı ya da beyaz renkli, şişkin, küçük yükseltilerdir; yüz derisi üstüne dağılmışlardır (alın, burun kökü).</p>
<p>Yağ nevusu ise, yüz ya da saçlı deri üstünde ortaya çıkan, yüzeyi düz ya da yumrulu, iyice sınırlı, sarı renkli bir plaktır. Doğumdan kısa süre sonra ortaya çıkar ve yozlaşma gösterebilir; bu yüzden, erken olarak cerrahi girişimle çıkarılması gerekir.</p>
<p><strong>Ter bezi urlan</strong></p>
<p>Ter bezleri yumaklarının derin bölümlerinde ortaya çıkan aşırı büyümelerdir. Yerleşim merkezleri değişiktir: Göz kapakları; gövde; ayak tabanı.</p>
<p><strong>Yaşlılık siğilleri</strong></p>
<p>30-35 yaşlarından sonra çok sık görülen bu oluşumları, yaşlılık kera tozlarıyla karıştırmamak gerekir. Çünkü, yaşlılık siğilleri hiç bir zaman kötücül gelişme göstermezler. Oval ya da yuvarlak biçimli bu şişkinliklerin yüzeylerinde, gri renkli, yağlı ve ayrılabilir bir tabaka yer almıştır. Genellikle göğüs, sırt ve yüze yayılan bu oluşumlar, bazen tek olarak da ortaya çıkabilirler. Tedavileri çoğunlukla estetik amaç taşır. Hafif keratin çözücüler, elektrikli koterle yakma ya da soğukla tedavi (kar ya da azot) yardımıyla tedavi edilebilirler.</p>
<p><strong>Siğilimsi nevuslar</strong></p>
<p>Çocukluktan başlanarak görülebilen siğilimsi nevuslar, biçimleri ve yerleşim bölgeleri bakımından birbirlerinden çok farklı yapılardır.</p>
<p>İçlerinde pigment yüklü Unna hücreleri taşımayan bu yalın üstderi aşın büyümelerinin yüzeyleri, kuru ve tırtıllı bir görünümdedir, Tedavisinde keratin çözücülere, A vitamini tedavisine, elektrikle yakmaya ya da cerrahi yöntemlere başvurulabilir.</p>
<p><strong>İyicil altderi urları</strong></p>
<p><strong>Bağdokusu urları</strong></p>
<p>Bağdokusu iyicil urlarının (fibromlar) en ya İmlan, mezenkim hücrelerinden olan histiyosit ve fibroblastlardan oluşurlar.</p>
<p>Tek ya da daha çok sayıda olabilen hafif yum rulu bağdokusu uru, küçük, yassı ve pembe renkli bir bozundur; bazen pigmentleşmeye uğrayabilir; ağrısızdır; hiç bir zaman yozlaşmadıklarından, tedavileri zorunlu değildir. Bazen, bir yağ birikimi olmasıyla ksantomu andıran, sarımsı bir görünüm alabilirler. Çok değişik boyutlu olabilen yumuşak bağdokusu uru, saplı ve gevşek bir yapıdır. Çok sayıda ve yaygın olabilir. Sap&#8217;ı yumuşak bağdokusu urunun yayılma eğilimi t boyun, koltukaltı, kasık) çok fazladır. Karmaşık nevuslarda başka urlar da birlikte bulunabilir.</p>
<p><strong>Keloyitler</strong></p>
<p>Keloyitler hiç bir neden olmaksızın kendiliğinden ortaya çıkabilen, gerileme eğilimleri olmayan, kaygan yüzeyli, sert, pembemsi renkli, özel bir evrim gösteren bağdokusu çıkıntılarıdır. Çoğunlukla, bir yara izi üstünde ortaya çıktıklarından, gerek yerleşimleri, gerekse boyutları ve sertlik dereceleri büyük ölçüde farklıdır. Bu ikincil biçimlerde, kendiliğinden ortaya çıkan biçimlerin tersine, kortizonla yerel tedavi sonucunda başarı elde edilebilir. Buna karşılık, cerrahi girişim pek öğütlenmez: çünkü, girişimin bırakacağı yara izleri, keloyitlerin ortaya çıkmasına elverişli yeni alanlar oluşturur. Bununla birlikte, koruyucu ışın tedavisinin tekrarlamayı kısmen önleyeceği unutulmamalıdır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2895" title="dermolazer1" src="http://www.saglikvediyet.info/wp-content/dermolazer1.gif" alt="dermolazer1" width="245" height="147" /></p>
<p><strong>Yağ urları</strong></p>
<p>Derialtı altındaki yağ hücrelerinin çoğalması sonucunda, normal bir derialtında yumuşak, yuvarlak ve ağrısız kütleler oluşur. Yağ uru (lipom) adı verilen bu yapıların ortaya çıkmasına eğilimli bazı ailelerde, koltukaltı, boyun ve çene altında iri ve çok sayıda yağ birikimleri oluşmasına «Launois-Eiensaude sendromu» adı verilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.info/iyicil-urlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Damar Urları</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.info/damar-urlari/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.info/damar-urlari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 12:20:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp ve Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Urlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.info/?p=2567</guid>
		<description><![CDATA[Deri ve derialtı dokusunda damarlarda bir genişlemeyle birlikte ortaya çıkan yeni damar oluşumları, bir damar uru oluşturur. Bu oluşum çoğunlukla, birbirini izleyen iki etmenin sonucudur: Doğuştan oluşum bozukluğu; sonradan ortaya çıkan iltihap süreci. Damar urları, dokusal ve klinik belirtiler açısından iki grupta sınıflandırılırlar: Yalın ve karmaşık damar urları; düz damar urları; YALIN VE KARMAŞIK DAMAR [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikvediyet.info/bolum/hastaliklar/cilt-bakimi-ve-deri-hastaliklari/">Deri</a> ve derialtı dokusunda damarlarda bir genişlemeyle birlikte ortaya çıkan yeni damar oluşumları, bir damar uru oluşturur. Bu oluşum çoğunlukla, birbirini izleyen iki etmenin sonucudur: Doğuştan oluşum bozukluğu; sonradan ortaya çıkan iltihap süreci.</p>
<p>Damar urları, dokusal ve klinik belirtiler açısından iki grupta sınıflandırılırlar: Yalın ve karmaşık damar urları; düz damar urları;</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2897" title="MD KA 0047" src="http://www.saglikvediyet.info/wp-content/MD-KA-0047-300x225.gif" alt="MD KA 0047" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>YALIN VE KARMAŞIK DAMAR URLARI</strong><strong> </strong></p>
<p><strong>Yıldızsı damar urları</strong></p>
<p>Herhangi bir yaşta, özellikle yüz bölgesinde ortaya çıkan yıldızsı damar urları, çoğunlukla bir travma sonrasında oluşurlar.</p>
<p>Bazen biraz çıkıntılı, parlak, kırmızı renkli noktalardır; bu noktalardan çevreye doğru yıldız biçiminde damar genişlemeleri (genişlemiş kılcal damarlar) yayılmıştır. Elektrikle yakma yöntemiyle yok edilebilirler; ama tekrarlama olasılıkları vardır.</p>
<p><strong>Örümceksi damar urları</strong></p>
<p>Doğuştan değil, sonradan ortaya çıkmış oluşumlardır; özellikle karaciğer bozuklukları bulunan kişilerde ortaya çıkarlar. Kanama eğilimleri yüksektir. Gebelik dönemlerinde sık rastlanmaları, aşırı gelişmeye uğrayan damarlar üstünde bir hormon etkisi bulunduğunu kanıtlar.</p>
<p><strong>Rendu-Osler hastalığı</strong></p>
<p>Kalıtımsal, kanamalı bir hastalıktır; deri ve mukozalardaki kılcal damar genişlemeleri, hastalığın belirtilerinden yalnızca biridir. Özellikle çocuklukları sırasında çok sık burun kanamaları geçiren kimselerde 20 yaşlarından sonra görülen yaygın <a href="http://www.saglikvediyet.info/bilgi/urlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Urlar">urlar</a>, ince bir kılcal damar la çevrilmiş, noktacık biçiminde, nabız gibi vurumlu oluşumlardır. Daha çok mukozalar üstünde yerleşmişlerdir. İç organlarda ortaya çıkmaları, kan aktarımı ve kortizonlu ilaçlarla bile düzeltilemeyecek kadar şiddetli kanamalara neden olabilir ve ölümle sonuçlanır.</p>
<p><strong>Yaşlılık damar genişlemeleri</strong></p>
<p>Çoğunlukla sirozlu hastalarda ve elli yaşını aşkın kişilerde rastlanılan düğümsü, parlak, kırmızı renkli damar oluşumlarıdır. Her zaman göğüs ve çevresinde yerleşirler. Kanama eğilimi göstermeyen bu yapılar, iç organizma için tehlikeli olmadıklarından ve çıkarıldıklarında sürekli olarak yeniden oluştuklarından, yerlerinde bırakılmaları uygun olur.</p>
<p><strong>DÜZ DAMAR URLARI</strong><strong> </strong></p>
<p>Daha doğumda ortaya çıkan, görünüm ve renkleri bakımından birbirlerinden farklı, damar lekeleri biçiminde yapılardır. Ortak yönleri, oluşumları hiç bir kalınlık göstermemeleri, camla bastırıldığında solgunlaşmalarıdır.</p>
<p><strong>Şarap lekeleri Çocuklardaki</strong></p>
<p>Yeni doğmuş çocukların yüzde ellisinde görülür; burun kökü ya da gözkapağı üstünde yerleşmiş açık pembe renkli bir lekedir. Su, ısı, bağırma gibi etmenlerin etkisiyle daha koyu bir renk alabilir. Bu lekelerin hiç bir yayılıcı özellikleri yoktur, tersine kendiliklerinden gerileyerek altı ay içinde yok olurlar. Bu yüzden, hiç bir tedavi uygulamaya gerek yoktur.</p>
<p><strong>Büyüklerdeki şarap lekeleri Teşhis</strong></p>
<p>Büyüklerdeki şarap lekeleri, koyu kırmızı ya da mor renklidir; düzensiz bir sınırla çevrelenmiş, tir. Lekelere bedenin her tarafında rastlanabilir; ancak en sık görüldükleri yerler, yüz (alın, yanaklar) , üyelerin gövdeyle birleştikleri bölgeler ve mukozalardır. Üstlerinde bazen, belirgin ağ oluşturmuş kılcal damar genişlemeleri görülebilir. Çevrelerinde toplardamar genişlemelerineyse çok ender rastlanır.</p>
<p><strong>Evrim</strong></p>
<p>Bu damar uru türünün kendiliğinden gerileme eğilimi yoktur. Hasta yaşlandıkça, lekenin rengi biraz daha koyulaşır ve sertleşebilir. Deri altında gizli damar urunun gelişmesiyle biraz yükselebilir. Ayrıca, damar urunun yüzeyinde, çıkıntılı, kera tozlu oluşumlar gelişebilir. Doku incelemesinde altderide, * yüzeysel kılcal damarların normal oldukları, arija çatlayarak küçük ya da büyük boyutlu kan birikimleri oluşturmuş oldukları görülür.</p>
<p><strong>Klinik biçimler</strong></p>
<p>Süt çocuklarında düz damar uru, kuraldışı bir durum olarak apansızın yayılıp, yaralaşmalı-doku ölümlü bir biçim alabilir.</p>
<p>Üyelerde ya da üyelerin gövdeye bağlandıkları bölümlerde gelişen düz damar urlarına, bazen derin damar belirtileri eşlik edebilir (tek taraflı varis ve yumuşak doku aşırı büyümesi). Üyenin hacminin artmasına ve boyunun büyümesine neden olan bu gibi durumlarda, yerel sıcaklık artışı ve ürperti gibi belirtiler (Klippel-Trenaunay ısendromu) saptanır.</p>
<p>Beyin küresinin bir yarıküresinde yerleşen birli olur. Işın tedavisiyse, lekelerde renk azalmasını sağlarsa da, uzun süreli kullanılması ihtilatlara neden olabilir.</p>
<p>(Sturge-Weber-Krabbe sendromu). Bu hastalarda klinik belirti olarak, üçüz sinir bölgesinde yerleşmiş damar uru ve sara nöbetleri vardır.</p>
<p>Düz damar urlarını purpura plaklarından ayırt etmek gerekir. Sözgelimi, apansızın başlayan Gougerot sendromunda ortaya çıkan ve deri düğümleri ile ödemli ve kızartılı plaklar biçiminde gelişen purpura lekeleri, düz damar urlarıyla karıştırılmamalıdır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Tedavi</strong></p>
<p>Düz damar urlarının tedavisi çoğunlukla umut kırıcıdır. Yalnızca estetik amaçla başvurulan tedavilerde, yüzeysel elektrikle yakma, traşlama, ur içine iğneyle girilerek pıhtılaşma yapıcı ilaç verme gibi yöntemler uygulanmaktadır. Cerrahi girişimler yalnızca, hastalığın sınırlı biçimlerinde yarar</p>
<p><strong>YUMRULU DAMAR URLARI</strong><strong> </strong></p>
<p><strong>Teşhis</strong><strong> </strong></p>
<p>Damarlarda aşırı büyüme sonucu oluşan çıkıntılı urlar diye tanımlanan yumrulu damar urları, kırmızı ya da mavi-mor renkli, sınırlı, esnek, düzgün yüzeyli oluşumlardır.</p>
<p>Başlangıçta yalnızca kırmızı bir noktayken, bir süre sonra büyüyerek yarım küre biçiminde bir ur ya da yükselmiş meme başı gibi bir plak oluştururlar. Boyutları genellikle küçüktür. Aşırı büyümede çeşitli doku öğelerinin ağır basmasına göre, doku bakımından çok çeşitli tiplere ayrılabilirler: Damar dokusunun oluşumuna yardımcı genç hücreler; çoğalmış endotel hücreleri ya da kılcal-damarlar. Bunların birleşmesi, altderi içinde ya da deri altında değişik boylarda derin ya da yüzeysel kovuklar oluşturur.</p>
<p><strong>Evrim</strong></p>
<p>Hastalığın tipik klinik tablosunda, yumrulu damar urunun ilk altı ay içinde boyutlarının genişlediği ve hacminin arttığı, bu dönemden sonra kendiliğinden, oldukça hızlı bir gerileme evresine girdiği ve hastaların yüzde 70&#8242;inde yedinci yaştan önce bütünüyle ortadan kalktığı görülür. Ne var ki, çeşitli etmenlerin etkisiyle (aşılamalar, enfeksiyon hastalıkları) tekrarlayabilirler. Gebelik, gizli kalmış damar urlarının yeniden ortaya çıkmalarına neden olabilir.</p>
<p>Damar urları, bedende özellikle anatomik boşlukların çevresine yerleşmişlerse, evrimlerinin en yüksek gelişme döneminde çok çeşitli ihtilatlara yol açabilirler. Enfeksiyon ve kanama ihtilatlanma ender rastlanır ve genellikle tedavi altına alınabilir. Yumrulu damar urları çok ender yozlaşırlar. Kötücül ur biçimlerine «damar sarkomu» adı verilir ve geç dönemde ortaya çıkarlar.</p>
<p><strong>Klinik biçimler</strong></p>
<p>Damar urlarının, bedende yerleşme bölgelerine göre bazı özel biçimleri vardır.</p>
<p>Burun damar urlarının ya da üst dudak damar urlarının (tapir dudaklılık) kendiliğinden gerileme eğilimi azdır; tedavilerin çoğuna direnirler. Yumrumsu ağız mukozası damar urları, birbirleriyle birleşerek yayılma eğilimi gösterirler.</p>
<p>Düz, yumrulu deri altı damar urlarının karmaşık birleşimleriyle ortaya çıkan parmak damar urları, parmaklarda biçim bozukluklarına yol açarlar. Buna, kemiklerde biçim bozuklukları da eklenebilir (Maffucci sendromu).</p>
<p>Bazı damar urları, özellikle yüz yarısında yer-alan damar urları, yalnızca aşırı büyümeli derin damar urlarıdır. Oldukça ender görülen bu urlar, doğumdan hemen sonra ortaya çıkar, apansızın büyür ve gırtlağa yayılma, havasızlıktan boğulmaya ve kanamaya yol açma tehlikeleri taşırlar. Ama çoğunlukla, belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra gerilerler.</p>
<p><strong>Tedavi</strong></p>
<p>Damar urlarının tedavisinde çeşitli yöntemler uygulanabilir: Elektrikle yakma; pıhtılaşmaya ve bağdokusu oluşumuna yo açan iğneler; soğukla tedavi (özellikle başlangıç evresinde evrimi durdurabilir) . Bazı biçimlerde cerrahi girişim, ışın tedavisi yeğ tutulabilir. Ayrıca apansız ve tehlikeli yayılmanın önünü almak için, genel kortizon tedavisi de gerekebilir. Ama hastaların çoğunda en uygun tutum, hiç bir tedaviye başlamamak olur. Böylece, tıbbi denetim altında kendiliğinden gerileme dönemi beklenir ve bu gerileme gerçekleşirse, yalnızca damar uru kalıntılarına girişimde bulunmak gerekir-, bunların daha küçük boyutlu olmaları, estetik açıdan daha başarılı sonuçlar elde etmeyi sağlar.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>DERİ ALTI DAMAR URLARI</strong><strong> </strong></p>
<p>Deri altı damar urları, üstü mavimsi beyaz renkli deriyle örtülü, yumuşak yapılardır; çoğunlukla derinin derin bölümlerinde yerleşmişlerdir. Sıcak ya da soğuk olurlar. Sıcak olanlar nabız gibi vurumludur. Çoğunlukla üstündeki deride yumrulu damar urlarının ve kılcal damar genişlemelerinin de bulunması, urun damar kökenli olduğuna tanıklık eder; bu ek yapıların bulunmaması, deri altı damar urlarının tek basma bulunması daha çok bir kist ya da yağ urunu akla getirir.</p>
<p><strong>İVEGEN EVRİMLİ DAMAR URLARI</strong><strong> </strong></p>
<p>Süt çocuklarında, özellikle de erken doğmuş çocuklarda, damar urlarının yayılma ve büyüme eğilimleri çok fazladır; çeşitli organların bası altında kalması ve karmaşık damar bozukları gibi ihtilatlara yol açabilirler. Yüzeysel yayılıcı, özellikle düz bir beyin-yüz damar uru biçiminde ortaya çıkan damar urları, apansızın yüz ve kulaklara yayılabilirler; yaralaşma-doku ölümü eğilimli olduklarından, kıkırdakları yıkabilirler. Hastalığın bu biçimi son derece ciddidir ve tedavi edilmezse kısa sürede ölümle sonuçlanır. Tedavisinde, vakit geçirmeden ışın tedavisiyle birlikte vitamin, antibiyotik ve kortizon tedavileri uygulamak gerekir.</p>
<p>Süt çocuklarındaki damar uru, koyu renkli geniş bir lekedir; yalancı iltihaplı apansız nöbetlerle gelişir; çok erken ortaya çıkan bir kanama eğilimi, ölümle sonuçlanacak kanamalara yol açabilir. Tedavisinde, sürekli kan aktarımlarının yanı sıra, genel kortizon tedavisi ve evrimi durdurucu ışın tedavisi uygulamak gerekir.</p>
<p><strong>KERATOZLU DAMAR URLARI</strong><strong> </strong></p>
<p>Kera tozlu damar urları, mavi ya da kırmızı renkli ve tipik hiperkeratozlu yüzeyler gösteren (bazı hastalarda yüzey pullu da olabilir) mercimek biçiminde damar genişlemeleridir. Bozukların öğeleri, türdeş bir plak görünümünde bir örtü oluşturur.</p>
<p>Kera tozlu damar urları, yerleşim bölgeleri, nedenleri ve rastlanma sıklıklarına göre çeşitli tiplere ayrılırlar.</p>
<p>Üyelerin uçlarında gelişen kera tozlu damar urları (Mibelli anjiyokeratomu), özellikle genç kızlarda el ve ayak parmaklarında görülürler. Hastaların el ve ayakları hafif mavi bir renk almış, ısıları normalin altına düşmüştür.</p>
<p>Erbezi torbası kera tozlu damar urlarına, daha çok yaşlı erkeklerde rastlanır. Yerel bir toplar, damar basıncı artışı kökenli oldukları sanılmaktadır. Sınırlı kera tozlu damar urları, çizgi ya da şeritler halinde sıralanmış halkalar ya da plaklar biçiminde, granit renkli kenar bölgeleriyle iyice sınırlanmış sert öğelerden oluşur. Bu biçimlerin çoğu yayılma göstermez ve iyicildir.</p>
<p>Fabry hastalığının kera tozlu damar urlanırsa, tersine, ailesel özellikli tehlikeli bir genel hastalıktır.</p>
<p><strong>LENF DAMARLARI URLARI </strong></p>
<p><strong>Teşhis</strong><strong></strong></p>
<p>Lenf damarlarının genişlemesi (çoğunlukla bir-arada yol aldıkları kan damarlarıyla birlikte genişlerler) sonucunda, derin ya da yüzeysel urlar oluşabilir. «Lenf damarı uru» adı verilen bu urların en sık görüldükleri yerler, boyun üyelerinin gövdeyle birleştikleri bölgeler, özellikle de mukozalardır.</p>
<p><strong>Yüzeysel lenf damarları urları</strong></p>
<p>Yüzeysel lenf damarları urları, plaklar biçiminde birleşmiş, inciyi andıran saydam görünüşlü, küçük öğelerdir. Çocuklukta ortaya çıkar; tekrarlama ve gerileme dönemleriyle ömür boyu sürerler. İçinde lenf damarları urlarının geliştiği lenf yollarının birbirleriyle birleşmeleri, salkım görünümünde bir küme oluşturur.</p>
<p><strong>Derin lenf damarları urları</strong></p>
<p>Lenf damarları urlarının altderi-derialtı bölgesinde yerleşmeleri sonucunda orta büyüklükte, hafif, kabarıkça, elle algılanabilen esnek urlar oluşur. Bunları çevreleyen deri bölgesi, kaygan ve mavi bir görünüm almıştır. Bazen kera tozludur.</p>
<p><strong>Evrim</strong></p>
<p>Bu lenf damarları urları doğuştandırlar; ağır ağır ilerleyici özelliklidirler,- ama bazen, yalancı iltihaplı bir nöbet, evrimi hızlandırabilir.</p>
<p><strong>Klinik biçimler</strong></p>
<p>Dil yerleşimine çok sık rastlanır. Dilde yerleşen lenf damarları urları, apansız iltihaplı nöbetler gösterir ve bazen cerrahi müdahaleyi gerektirecek kadar tehlikeli bozukluklara yol açabilirler.</p>
<p>Fil hastalığı görünümlü yaygın lenf damarları urları, lenf damarlarında önemli bir genişlemedir; kolun, bacağın, yüzün belli bir bölümünün ya da üreme organlarının büyüme ve kalınlaşmasına yol açar. Önceleri yumuşak ve hafif olan ödem, yavaş yavaş büyür ve sertleşir; bu arada bölgenin derisi yaralaşabilir, kera tozlu bir biçim alabilir ve kalınlaşır. Böylece yavaş yavaş gelişen süreğen bir iltihap oluşur ve sözgelimi bacağın normal görünümünü ortadan kaldırarak, bir fil ayağına benzetir.</p>
<p><strong>Tedavi</strong></p>
<p>Lenf damarları urlarının tedavisi güçtür. Hastalığın çeşitli biçimlerine ışın tedavisi ya da sertleştirici iğneler, elektrikle yakma uygulanabilir. Bazı biçimlerde, özellikle kistli ya da apansızın gelişen biçimlerde, cerrahiye (güçtür) başvurmak gerekir.<br />
Derinin yapısındaki hücre tiplerinin her biri, aşırı çoğalma sonucunda her türe göre ayrı bir özellik gösteren az ya da çok hacimli kütleler oluşturabilir. Ur denen bu sınırlı oluşumlar, altderi, derialtı ya da üstderi hücrelerinin çoğalmasının sonucudurlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.info/damar-urlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaygın İyicil Epitel Uru Hastalığı</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.info/yaygin-iyicil-epitel-uru-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.info/yaygin-iyicil-epitel-uru-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2009 23:49:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı Ve Deri Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Urlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.info/?p=2464</guid>
		<description><![CDATA[YAYGIN İYİCİL EPİTEL URU HASTALIĞI Derinin yerel kalınlaşması sonucu tabakalar halinde yükselmiş, deri kabartılarını andırır kabartılarla yansır. Yüzeyleri sık, düzensiz koni biçimi ya da iplik biçimi çıkıntılardan oluşmuştur. Bu görünüme virüs kökenli deri bozunları, irin, benler ve urlar neden olur. Görünüm ayrıca Acanthosis nigricans hastalığının belirtisidir. ACANTHOSIS NİGRİCANS Nedenler Nedeni bilinmeyen, ender raslanan bir deri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YAYGIN İYİCİL EPİTEL URU HASTALIĞI</strong></p>
<p><a href="http://www.saglikvediyet.info/bolum/hastaliklar/cilt-bakimi-ve-deri-hastaliklari/">Deri</a>nin yerel kalınlaşması sonucu tabakalar halinde yükselmiş, deri kabartılarını andırır kabartılarla yansır. Yüzeyleri sık, düzensiz koni biçimi ya da iplik biçimi çıkıntılardan oluşmuştur. Bu görünüme virüs kökenli deri bozunları, irin, benler ve <a href="http://www.saglikvediyet.info/bilgi/urlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Urlar">urlar</a> neden olur. Görünüm ayrıca Acanthosis nigricans hastalığının belirtisidir.</p>
<p><strong>ACANTHOSIS NİGRİCANS</strong></p>
<p><strong>Nedenler</strong></p>
<p>Nedeni bilinmeyen, ender raslanan bir deri kabartısı ve pigmentleşme bozukluğudur. Apansızın ortaya çıkması, bir iç organ kanserinin belirtisi olabilir.<br />
<strong><br />
Teşhis</strong></p>
<p>Temel bozun altderi-üstderi kabartılarında aşırı gelişmedir. Çok sayıda deri kabartısının gri bir renk aldıkları, çıkıntılarının yükseldiği ve gruplar halinde toplandıkları görülür. Aşırı gelişme bölgeleri (bu arada normal deri kıvrımları derinleşerek yarık görünümü almıştır) bakışımlı ve iki taraflı olarak ortaya çıkarlar. Olaydan en çok etkilenen deri bölgeleri koltukaltlan, kasık, ense, boyun, <a href="http://www.saglikvediyet.info/belirsiz-ureme-organlari/">üreme organları</a> bölgeleri ve mukozalardır (özellikle dil mukozası).</p>
<p><strong>Evrim</strong></p>
<p>Hastalığın iyicil ve kötücül iki evrimi vardır.</p>
<p>Acanthosis,çocukluk ya da gelişme çağında ortaya çıkmışsa, iyicil bir evrim gösterir ve benler grubunda sınıflandırılır.</p>
<p>Hastalığın kötücül biçimi erişkinlerde görülür. Bir mide, bronş ve üreme organları kanseri eşlik edebildiğinden ya da hastalık bu <a href="http://www.saglikvediyet.info/bolum/kanser-hastaliklari/">kanser</a>lerden birinin öncü belirtisi olabildiğinden, bir kanser araştırması yapılması gerekir.</p>
<p><strong>Ayırıcı teşhis</strong></p>
<p>Acanthosisin, <a href="http://www.saglikvediyet.info/sigiller/">siğil</a>e benzer üstderi gelişme bozukluğundan, Fox ve Fordyce hastalığından ve Darier hastalığından ayırdedilmesi gerekir.</p>
<p>Bu biçim özellikle memelerarası bölgede yerleşen, Gougerot ve Carteaud tarafından tanımlanmış olan , yaygın iyicil epitel uru hastalığından ayırdedilmelidir. Yaygın iyicil epitel <a href="http://www.saglikvediyet.info/agiz-boslugundaki-kotucul-urlar/">urlar</a>ı,baklava biçimi bir plak üstüne yerleşmiş, yassı ve yuvarlak, önceleri pembe, daha sonra ise esmer renkli deri kabartılarından oluşmuş yapılardır.</p>
<p><strong>Bu hastalığın evrimi süreğendir.</strong></p>
<p><strong>Tedavi</strong></p>
<p>Yaygın iyicil epitel urlarının belli bir tedavileri yoktur. Bazı hastalarda yararlı görülen ışın tedavisinin yan etkileri vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.info/yaygin-iyicil-epitel-uru-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lenf Düğümlerinin İncelenmesi</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.info/lenf-dugumlerinin-incelenmesi/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.info/lenf-dugumlerinin-incelenmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 19:24:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.info/?p=1875</guid>
		<description><![CDATA[LENF DÜĞÜMLERİNİN İNCELENMESİ Lenf düğümlerindeki şişkinlikler ya da lenf düğümü büyümeleri boyun, koltukaltları ve kasık bölgesi dikkatle yoklanarak araştırılmalıdır. Yüzeysel lenf düğümleri ensede, kulakardı ve önü bölgesinde, çene açısının arkasında, şahdamarı boyunca, çenealtı bölgelerde, köprücük kemiğinin arkasında, koltukaltı çukurunda, dirsekte, kasık bölgesinde, dizardı çukurunda araştırılır. Derindeki lenf düğümleri yalın klinik muayene ile araştırılamaz. Radyografi, lenfanjiyografi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>LENF DÜĞÜMLERİNİN İNCELENMESİ</strong></p>
<p>Lenf düğümlerindeki şişkinlikler ya da lenf düğümü büyümeleri boyun, koltukaltları ve kasık bölgesi dikkatle yoklanarak araştırılmalıdır.</p>
<p>Yüzeysel lenf düğümleri ensede, kulakardı ve önü bölgesinde, çene açısının arkasında, şahdamarı boyunca, çenealtı bölgelerde, köprücük kemiğinin arkasında, koltukaltı çukurunda, dirsekte, kasık bölgesinde, dizardı çukurunda araştırılır.</p>
<p>Derindeki lenf düğümleri yalın klinik muayene ile araştırılamaz. Radyografi, lenfanjiyografi, iğneyle lenf sıvısı alma ya da lenf düğümü biyopsisi gibi tamamlayıcı incelemeler gerektirir.</p>
<p>X ışınlarını geçirmeyen bir maddeyi lenf kanalına iğneyle verme ve böylece o kanalı röntgen filminde görmeye lenfanjiyografi denir.</p>
<p>Lenf damarları çok küçük olduğundan, yerlerini bulmak için önce, lenf kanallarının soğuracağı hafif mavimsi bir madde (metilen mavisi boyası gibi), iğneyle ayak sırtına verilir. Sonra, bulunan bir lenf damarına ince bir sondayla girilir ve X ışınlarını geçirmeyen madde şırınga edilir. Bundan sonra röntgen filmi çekilir.</p>
<p>Lenf düğümünden iğneyle doku alma yalın, tehlikesiz ve fazla acı vermeyen bir incelemedir. Lenf düğümü biyopsisi ise, lenf düğümünün çıkarılarak tam olarak incelenmesini sağlayan küçük bir cerrahi girişimdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.info/lenf-dugumlerinin-incelenmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemik İliğinin İncelenmesi</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.info/kemik-iliginin-incelenmesi/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.info/kemik-iliginin-incelenmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 19:15:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.info/?p=1873</guid>
		<description><![CDATA[KEMİK İLİĞİNİN İNCELENMESİ Alyuvarları, kan pulcuklarını, parçalı çekirdekli denilen tanecikli akyuvarları ve büyük bir olasılıkla monosit ve lenfositlerin hiç değilse bir bölümünü kemik iliği (kırmızı ilik) üretir. İğneyle örnek alma yoluyla incelenmesi kolaydır: Yalnız, bazı hastalıklar buna engeldir (sözgelimi hemofili). Kemik iliğinden örnek almak için, iğne göğüs kemiğine ya da kalça kemiğine (çocukta kaval kemiğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KEMİK İLİĞİNİN İNCELENMESİ</strong></p>
<p>Alyuvarları, kan pulcuklarını, parçalı çekirdekli denilen tanecikli akyuvarları ve büyük bir olasılıkla monosit ve lenfositlerin hiç değilse bir bölümünü kemik iliği (kırmızı ilik) üretir. İğneyle örnek alma yoluyla incelenmesi kolaydır: Yalnız, bazı hastalıklar buna engeldir (sözgelimi hemofili).</p>
<p>Kemik iliğinden örnek almak için, iğne göğüs kemiğine ya da kalça kemiğine (çocukta kaval kemiğin yassı bölümüne) batırılır.</p>
<p>İlik, şırıngaya çekildikten sonra, mikroskop lamının üstüne yayılır ve May-Grunwald-Giemsa yöntemiyle boyanır.</p>
<p>Çeşitli dizilerin bütün ara biçimleri çekirdekli olduğu için, bir miyelogramda bulunabilecek çekirdekli hücrelerin sayısının oldukça yüksek olduğunu küçük büyütme (mikroskopta) ile gösteren kemik iliği yayması.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.info/kemik-iliginin-incelenmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gırtlak Kanseri</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.info/girtlak-kanseri/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.info/girtlak-kanseri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 13:10:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.info/?p=1701</guid>
		<description><![CDATA[GIRTLAK KANSERİ Hemen her zaman yassı epitel hücreli kanser sözkonusudur. Erkeklerde, özellikle de çok sigara içenlerde çok daha sık görülmektedir. Yutak kanserinin tersine, gırtlak kanserinin yerel evrimi ve uzaklara yayılma (metastaz) eğilimi yavaştır. Erken teşhis edildiğinde, geleceği genel olarak iyidir. Bozunun anatomik yerleşimine göre 3 biçim ayırdedilir. Ses teli ya da gırtlak dili kanseri Erken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GIRTLAK KANSERİ</strong></p>
<p>Hemen her zaman yassı epitel hücreli kanser sözkonusudur. Erkeklerde, özellikle de çok sigara içenlerde çok daha sık görülmektedir.</p>
<p>Yutak kanserinin tersine, gırtlak kanserinin yerel evrimi ve uzaklara yayılma (metastaz) eğilimi yavaştır. Erken teşhis edildiğinde, geleceği genel olarak iyidir. Bozunun anatomik yerleşimine göre 3 biçim ayırdedilir.</p>
<p><strong>Ses teli ya da gırtlak dili kanseri</strong></p>
<p>Erken olarak, başka hiçbir belirti olmaksızın apansız başlayan bir ses kısıklığıyla belirir. Bu ses bozukluğunun gerektirdiği larengoskopi, ses tellerinden birinin üstünde, az ya da çok yayılmış, tomurcuk biçiminde bir ur bulunduğunu gösterir. Bu, geleceği en iyi olan biçimdir. Lenf düğümü büyümesine yolaçmaz.</p>
<p>Tedavi, tiroyit kıkırdağın kesilmesinden sonra ses telinin çıkarılmasına dayanır ve kural olarak kesin iyileşmeyi sağlar; nedbeleşme, sesin hafifçe değişmesine yolaçan yeni bir ses teli oluşturur. Tedavi edilmezse ur, komşu bölgelere kadar yayılır ve gırtlak çıkarma (kısmi larenjektomi) ameliyatı gerektirir; bu ameliyat çok şiddetli, hattâ tam <a href="http://www.saglikvediyet.info/girtlak-kokenli-ses-bozukluklari/">ses bozuklukları</a> bırakır. Ameliyat sonrasında hasta, soluk borusuna konan bir boruyla (trakeotomi) solur ve yiten gırtlak sesi, eğitimle ve yemek borusu sesinin kazanılmasıyla yerine konulmaya çalışılır.</p>
<p><strong>Gırtlak boşluğunun üst bölümü kanseri</strong></p>
<p>Çoğunlukla geç beliren bir ses bozukluğuyla ya da yutkunma sırasında ağrılı bir sıkıntıyla belirir. Geleceği daha kötüdür; çünkü lenf düğümlerine yayılmalara daha sık raslanır. </p>
<p><strong>Tedaviler koruyucu nitelikte olabilir:</strong> Yatay kısmi gırtlak çıkarılması ya da fizik etkenler. Çok gelişmiş biçimlerde, yalnızca tam gırtlak çıkarılması ya da gırtlağın, boynun lenf düğümleri ile birlikte bir bütün halinde temizlenmesiyle birlikte çıkarılması uygulanabilir.</p>
<p><strong>Gırtlak boşluğunun alt bölümü kanseri</strong></p>
<p>Ses kısıklığıyla belirir ve hızla solunum güçlüğü yerleşir. Muayenede ur kütlesinin yükselttiği hareketsiz bir ses teli saptanır. Önden tomografide soluk borusuna doğru yayılmanın derecesi saptanır. Bazı biçimlerinde kısmi gırtlak çıkarma (yarım gırtlak çıkarma) yeterliyse de, çoğunlukla tam gırtlak çıkarma uygulamak gerekir.</p>
<p><strong>GIRTLAK KANSERİNİN CERRAHİ TEDAVİSİ</strong></p>
<p>Bu <a href="http://www.saglikvediyet.info/bolum/kanser-hastaliklari/">kanser</a> tipinin geleceği, <a href="http://www.saglikvediyet.info/cesitli-ur-tipleri/">ur</a>un yerleşme ye rine ve yaygınlığına göre değişir.</p>
<p><strong>SES TELLERİ KANSERİ</strong></p>
<p>En sık raslanan kanserlerdendir.</p>
<p><strong>Tiroyit kıkırdak açma (tirotomi)</strong></p>
<p>Kanser ses tellerinde sınırlı ise ve birleşeklere yayılmamışsa, geleceği iyidir. Tedavi, ya kobalt tedavisine ya da tiroyit kıkırdak açmayla ses tellerinin çıkarılmasına dayanır. Beden orta çizgisinde yapılan deri kesişinden sonra, tiroyit kıkırdağın ve yüzüksü kıkırdağın bütün ön kenarı gözönüne serilir. Tiroyit kıkırdak, yüzüksü kıkırdak tiroyit kıkırdak zarının kesilmesinden sonra, bir kolu gırtlak boşluğuna sokulan kesici bir kıskaçla tam orta çizgide kesilir. Hasta ses teli ayırılır ve urla birlikte bir bütün halinde çıkarılır.</p>
<p><strong>Gırtlak çıkarma (larenjektomi)</strong></p>
<p>Kanser ön birleşeği kaplamışsa, ya ön gırtlak çıkarma ya da Leroux-Robert&#8217;in ön-yan gırtlak çıkarma yöntemi kullanılır.</p>
<p>Girişim, yüzüksü kıkırdağı kesmeden ve gırtlağı açmadan, ön kıkırdak açısını kesip çıkarmaya dayanır.</p>
<p>Altta, gırtlak her iki yandan ayırılır. Bu ayırma bittikten sonra, ses tellerinin en az bozuna uğradığı yandan gırtlak açılabilir. Sonra, karşıt kenar (keşi, ses tellerinin tutulmasına göre az ya da çok arka keşidir) kesilip çıkarılabilir.</p>
<p><strong>Yarım gırtlak çıkarma (hemi larenjektomi)</strong></p>
<p>Tek yanlı ses teli kanseri aşağıya, gırtlak dili altına doğru yayılıyorsa, Hautant tipi yarım gırtlak çıkarma uygulanır. Keşi, tiroyit kıkırdağın kesilmesindeki gibidir. Gırtlak borusu ayırıldıktan sonra, tiroyit kıkırdak, beden orta çizgisinin yanından dik olarak kesilir. Kıkırdak karşı yanda da aynı biçimde, ama daha arkadan kesilir; gırtlak borusu arkaya doğru, yüzüksü kıkırdağın yüzük taşına benzeyen bölümüne kadar ayırılır.</p>
<p>Yüzüksü kıkırdak her iki yanından kesilir. Bir soluk borusu açma ameliyatı uygulanmıştır. Daha sonra, gırtlak borusu önce sağlam yandan kesilir ve bu keşi gırtlak içini görmeyi sağlar; sonra, gırtlak borusu aşağıda, urdan bir santim uzakta, gırtlak dili altı bölgesinden, daha sonra da yukardan kesilir. Artık yalnızca arkadan tutunan ur, eğri makaslar yardımıyla çıkarılır.</p>
<p>Bir kanamaya engel olmak için, gırtlak içi boşluğa tampon konur. Tampon üç gün sonra çıkarılır; bundan 2 gün sonra da soluk borusuna konan boru çıkarılır.</p>
<p><strong>GIRTLAK BOŞLUĞUNUN ÜST BÖLÜMÜ KANSERİ</strong></p>
<p>Geleceği daha ciddidir; çünkü erken dönemde boyun lenf düğümlerine yayılabilir.</p>
<p>Ameliyat, gırtlağın ses telleri üstündeki bütün bölümünün çıkarılmasına dayanır. Sesin korunmasını ve haftalar sonra, soluk borusuna konmuş olan borusunun çıkarılmasını sağlar. Ameliyatın adı yatay gırtlak çıkarmadır (Alonso).</p>
<p>Bir soluk borusu açma gerçekleştirilir. Yan bölümlerde, tiroyit kıkırdağın üst kenarı ile dil kemiğinin alt kenarı arasında, serbestleştirilecek ve korunacak olan 2 gırtlak üst siniri bulunur. Beden orta çizgisinde, tepesi ses tellerinin ön birleşeği üstüne yerleşmiş üçgen bir alan yerinde bırakılarak, tiroyit kıkırdak kesilir.</p>
<p>Yukarda, dil kemiğinin orta bölümü kesilir ve bu keşi, yutağı gırtlak kapağı üstünde açmayı sağlar. Böylece gırtlağın yüksek bölümünün iyice görülmesi sağlanır. Sonra ur, ses telleri korunarak, gırtlak kapağı ve karıncık şeritleriyle birlikte bir bütün halinde çıkarılır. Sonra gırtlak ve öteki dokular anatomisine uygun olarak dikilir. Daha önce, burun yoluyla mideye konan ve beslenmeyi sağlayan bir boru yerleştirilmiştir; bu boru haftalar sonra çıkarılır.</p>
<p><strong>YAYGIN GIRTLAK KANSERİ</strong></p>
<p>Kanser bütün gırtlağı kapladığında, hastayı ömür boyu soluk borusuna konmuş bir boru taşımak zorunda bırakan ve başlangıçta ses çıkaramamasına yolaçan tam gırtlak çıkarma (larenjektomi) uygulama kararının verilmesi gerekir.</p>
<p>Ama sonradan, ses eğitimi sayesinde hasta, yemek borusu sesini kullanabilir.</p>
<p>Önce soluk borusu açılır ve bu yolla hasta uyutulur. Gırtlağa varıldığında, her iki yanda tiroyit kıkırdağın ve yüzüksü kıkırdağın kanatları ayırılır ve armutsu (piriform) sinüsün yutak mukozası, zedelenmesini önlemek amacıyla yavaş yavaş arkaya devirilir. Sonra gırtlağın üst bölümü serbestleştirilir. Dil kemiğinin çıkarılması, yutağın açılmasını kolaylaştırır; yukarda ve aşağıda, yutak mukozasından ilerleyici biçimde ayırılacak olan gırtlağı çekmeyi sağlar.</p>
<p>Daha sonra, gırtlak, aşağıda soluk borusunda açılmış delik düzeyinde kesilir. Yukarda kalan yutağa açılmış delik, 2 tabaka halinde dikilir.</p>
<p>Dokular dikilir ve yaklaşık 2 hafta boyunca beslenmeyi sağlamak amacıyla, bir mide sondası yerleştirilir.</p>
<p><strong>GIRTLAK BOŞLUĞUNUN ALT BÖLÜMÜ KANSERİ</strong></p>
<p>Çok yaygın olmadığı zaman kobalt tedavisiyle, yaygınlaşmışsa ameliyatla tedavi edilir. Tek yanlı ise, yarım gırtlak çıkarma uygulanır. Ama çoğunlukla iki yanlı olduğundan, tam gırtlak çıkarmaya başvurmak zorunda kalınır.</p>
<p>Bir ses teli kanseri için tam gırtlak çıkarma. Yukardan aşağı ve soldan sağa doğru: 1. ve 2. Soluk borusu açmadan sonra, boynun temizlenmesine girişilmesi.— S. ve 4. Ameliyatın orta evresi; gırtlak elektrikli bisturi ile kesilmiştir (4).— 5. ve 6. Gırtlağın açılması ve çıkarılması. Soluk borusu boşluğunu tıkayan kanser görülmektedir (6).</p>
<p><strong>ARMUTSU SİNÜS KANSERİ</strong></p>
<p>Bu yutak kanseri, başlangıçta yalnızca yutağı ilgilendirirse de, gırtlakla komşuluğu nedeniyle yutağın ve gırtlağın çıkarılmasını gerektirir. Yöntem tam gırtlak çıkarmadakine benzerse de, hasta yanda yutak mukozasının çıkarılması daha fazla olacaktır. Boyun lenf düğümlerine yayılma durumunda, bütün halinde lenf düğümlerini de çıkarmak gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.info/girtlak-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız Boşluğunun Kötücül Urlarının Tedavisi</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.info/agiz-boslugunun-kotucul-urlarinin-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.info/agiz-boslugunun-kotucul-urlarinin-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2009 20:59:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Urlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.info/?p=1771</guid>
		<description><![CDATA[AĞIZ BOŞLUĞUNUN KÖTÜCÜL URLARININ TEDAVİSİ En iyi tedavi, bozunu başlangıcında iyileştirmektir. Bozunun ortaya çıkarılması görevi, diş hekimine düşer. Herhangi bir travma (iyi oturtulmamış bir protez, taşan bir dolgu, v.b.) bir yaraya yolaçtığında, sözkonusu nedenin ortadan kaldırılması gerekir. Travmanın ortadan kaldırılmasından sonra iyileşmeyen bütün bozunlar kuşkuyla karşılanmalı ve biyopsi yapılmalıdır. Ayrıca yaralaşma, sertlik, kanama, lenf düğümü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AĞIZ BOŞLUĞUNUN KÖTÜCÜL URLARININ TEDAVİSİ</strong></p>
<p>En iyi tedavi, bozunu başlangıcında iyileştirmektir. Bozunun ortaya çıkarılması görevi, diş hekimine düşer. Herhangi bir travma (iyi oturtulmamış bir protez, taşan bir dolgu, v.b.) bir yaraya yolaçtığında, sözkonusu nedenin ortadan kaldırılması gerekir. Travmanın ortadan kaldırılmasından sonra iyileşmeyen bütün bozunlar kuşkuyla karşılanmalı ve biyopsi yapılmalıdır. Ayrıca yaralaşma, sertlik, kanama, lenf düğümü büyümeleri, hastalığı akla getirici klinik belirtilerdir ve teşhisi kesinleştirmek için biyopsi gerektirirler. Ağız boşluğunun kötücül urlarının tedavisinde, ağız urlarının ve lenf düğümlerine yayılmaların tedavisi farklıdır.</p>
<p><strong>Ağızdaki kötücül urların tedavisi Işın tedavisi</strong></p>
<p><strong>Başlıca sakıncası ışınların ur üstünde yoğunlaştırılmasıdır:</strong> Işınlar urla birlikte çene kemiğine ulaşıp, kemiğin yıkımına ve ölü kemik biçiminde yokolmasma neden olabilirler.</p>
<p>X ışınlarıyla yapılan her türlü tedaviden önce, ur yakınındaki dişler ve en azından üst çenenin ur yanındaki yarısının dişleri (sağlam olsalar da) çıkarılmalıdır. Bu koruyucu diş çekimlerinin amacı, dişlerin varlığı nedeniyle ikincil bir ışınlanmayı önlemek ve her zaman olanaklı bir enfeksiyon nedenini ortadan kaldırmaktır.</p>
<p>Işın tedavisi teknikleri, kobaltlı ve betatronlu (radyumun beta ışınından gelen) bomba ile deri üstünden ışmlama radyumlu ve iridyum 192&#8242;li ağız içi ışınlama tedavisidir.</p>
<p><strong>Kobaltlı ve betatronlu bomba</strong></p>
<p>Kobaltlı bomba, etkin ışınlamayı tam olarak yoğunlaştırır. İkincil ışınlanmanın dozu çok azdır; ama çene kemiklerinin ışına bağlı ölümü olasılığı önlenememiştir. Betatron daha da kesindir ve kemiğe zarar vermez; ama pek az yerde uygulanmaktadır.</p>
<p><strong>Ağız içi ışınlama tedavisi</strong></p>
<p>Uru yokedecek ışınlayıcı maddeyi (radyoizotop) urun içine yerleştirmeğe dayanır. Bu madde, bilinen bir doz taşıyan ve ur içine sokulmuş delik platin iğneler biçiminde radyum olabilir. Sonuçlar iyidir; ama verici dozu, yani her iğnenin saldığı ışını hesaplamak ve yıkımın genişliğini sınırlandırmak güçtür; alt çene kemiğinde kemik yıkımına ve ölü kemik biçiminde yokolmasına yolaçma tehlikesi vardır.</p>
<p>iridyum 192, polietilen bir tüp içinde bozun çevresinden geçen bir iğne içinde taşınır. Dozu kolayca hesaplanır, daha az tehlikelidir ve saldığı ışın sınırlanabilir.</p>
<p><strong>Cerrahi yöntemler</strong></p>
<p>Bisturi ile çıkarmayı, elektrikle yakmayı (elektrokoagülasyon) ve büyük cerrahiyi kapsar.</p>
<p><strong>Keserek çıkarma</strong></p>
<p>Bisturiyle ya da elektrikli koterle yapılır. Bu yöntem az uygulanır; çünkü urun tam olarak çıkarıldığını kanıtlama olanağı yoktur. Çıplak gözden kaçabilen bir ur odağı kalmış olabilir. Bu yöntem, dudaklardaki az ilerleyici bazal hücreli epitel urları için kullanılır. Daha sonra, bir onarım ameliyatıyla dudak yeniden oluşturulur.</p>
<p><strong>Elektrikle yakma (elektrokoagülasyon)</strong></p>
<p>Ur üstüne uygulanmış bakır bir top içinden geçen yüksek frekanslı bir akımdan yararlanır. Yakılan ur dokusu, sarımsı ve grimsi beyaz rengi ile sağlam dokudan ayrılır: Böylece uru izleme olanağı bulunur-, ama tekrarlama olasılığı ortadan kalkmaz. Bu yöntem ışına bağlı kemik ölümüne yolaçmaz; ama arkadaki <a href="http://www.saglikvediyet.info/bilgi/urlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Urlar">urlar</a> için yararsızdır; çünkü, zor görülebilen bir bozunu körlemesine yakmak olanaksızdır. Öte yandan, yakmayı izleyen doku yıkım ürünleri nedeniyle hasta acı çeker. O zaman, hastayı rahatlatmak için iltihap giderici ilaçlar kullanılır.</p>
<p><strong>Büyüfe cerrahi</strong></p>
<p>Ağzın bir organının, bir bölgesinin ya da çok önemli bir bölümünün çıkarılmasına dayanır. Dilin tamamının ya da bir bölümünün çıkarılması (glos-sektomi) ve ağız tabanının çıkarılması olarak ikiye ayrılır. Bazı Avrupa ülkelerinde yaygın olarak uygulanan bir yöntem, urun ve boynun yağ dokusu ve lenf düğümlerinin temizlenmesine dayanır. 2. evrede, kalça kemiğinden alman bir yama, alt çene kemiğinin eksik bölümüne yerleştirilir. Bu girişime çok benzeyen bir başka yöntemde, alt çene kemiği korunur.</p>
<p>Bir alt çene epitel urunu almak için, alt çene kemiği kesilip çıkarılır ve bu çıkarımdan sonra, alt çenenin yana kaymasını önlemek için, madensel bir atel (destek) yerleştirilir.</p>
<p>Ama, alt çene kemiğinin çıkarılmasından sonra ışın tedavisi uygulanacaksa, kemik ölümlerine yolaçabilecek ikincil bir ışınlanmayı önlemek için atel (destek) yerleştirilmez.</p>
<p><strong>Lenf düğümlerine yayılmaların tedavisi</strong></p>
<p>Ameliyatla, ışın tedavisiyle ve ilaç tedavisiyle yapılır. Ameliyat, boyun lenf düğümlerinin çıkarılmasıdır, boyun lenf düğümlerinin, lenf yollarının ve boyun yağ dokusunun çıkarılmasını kapsar. Bu girişim, kanser hücrelerinin lenf yollarıyla yayılmasını durdurur ve kuramsal olarak başka organlara yayılmaları önler. Işın tedavisinde, tek başına ya da ameliyatla birlikte kobalt tedavisi uygulanır. Lenf düğümü içi ışınlama tedavisi çok az uygulanmaktadır.</p>
<p>İlaç tedavisi, kimyasal maddeler uygulanmasıdır. Kanser hücrelerinin üremesini ve sayıca artmasını önleyen, hücre bölünmesini önleyici ilaçlar kullanılır. Bu ürünler yüksek dozda kullanıldıklarında, kanın akyuvarları için zehirleyicidirler ve sayısını düşürürler. Dozları azaltmak için birden çok kimyasal madde kullanılır; küçük dozlarda birçok ilacın uygulanması, bu maddelerin zehirliliklerini azaltır. Tedavi, ağız ya da damar içi yoluyla verilen antibiyotikleri ve hücre bölünmesini önleyici ilaçları kapsar. Tedavi boyunca kan sayımını gözlemek gerekir: Kan sayımı çok yükselip bir kan kanserine yolaçabilir. Zehirlenmenin ilk belirtilerinden biri, kızartılı ya da doku ölümlü dişeti iltihabıdır. O zaman tedaviyi kesmek gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.info/agiz-boslugunun-kotucul-urlarinin-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız Boşluğundaki Kötücül Urlar</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.info/agiz-boslugundaki-kotucul-urlar/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.info/agiz-boslugundaki-kotucul-urlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2009 20:48:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Urlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.info/?p=1768</guid>
		<description><![CDATA[AĞIZ BOŞLUĞUNDAKİ KÖTÜCÜL URLAR 2 büyük gruba bölünürler: — ağız mukozası epiteli (yani yüzeysel tabakası) kökenli epitel urları; — bağdokusu kökenli, dolayısıyle de daha derin tabaka kökenli olan sarkomlar. EPİTEL URLARI Nedenleri Sağlam bir mukoza üstünde ya da önceden varolan bir bozun üstünde ortaya çıkabilirler. Önceden varolan bozunlarm başlıcaları şunlardır: Tütün kökenli keratoz; doğuştan keratoz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AĞIZ BOŞLUĞUNDAKİ KÖTÜCÜL <a href="http://www.saglikvediyet.info/bilgi/urlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Urlar">URLAR</a></strong></p>
<p><strong>2 büyük gruba bölünürler:</strong></p>
<p>—  ağız mukozası epiteli (yani yüzeysel tabakası) kökenli epitel urları;</p>
<p>—  bağdokusu kökenli, dolayısıyle de daha derin tabaka kökenli olan sarkomlar.</p>
<p><strong>EPİTEL URLARI </strong></p>
<p><strong>Nedenleri</strong></p>
<p>Sağlam bir mukoza üstünde ya da önceden varolan bir bozun üstünde ortaya çıkabilirler. Önceden varolan bozunlarm başlıcaları şunlardır: Tütün kökenli keratoz; doğuştan keratoz (beyaz); liken; lökoplazi (kırmızı). Bozun,yozlaşıcı bir olayla gelişir. Tehlike habercisi belirtiler arasında yükselen, sertleşen, çatlayan, kanayan bir keratoz plağı ya da ağrı belirmesi sayılabilir. Protez kökenli bir travma bozunu da, protezin çıkarılmasından sonra sürerse, kötücül bir uru akla getirmeli ve biyopsi yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Teşhisi</strong></p>
<p><strong>Değişik epitel urları, yerlerine göre ayırdedilirler.</strong></p>
<p><strong>Dil epitel uru (yassı epitel hücreli kanser)</strong></p>
<p>En sık raslananıdır; özellikle erkeklerde görülür. Hızla bütün dile yayılır; çünkü dilin büyük kas kütlesi, urun ilerlemesine hiç karşı koyamaz. Bozunun görünümü yaralaşmalı (ülserli) ya da tomurcuklu olabilir. Serttir ve dil üstünde ne kadar arkada yeralırsa, hastadaki yutma güçlüğü o kadar fazladır. Deri ve mukoza sınırında, epitel uru yayılıcı ve yıkıcıdır. Doğrudan doğruya mukoza üstündeki epitel urunda ise, rahatsızlık belirgindir ve dudakların kapanmasını engelleyerek salyanın dışarı akmasına yolaçar.</p>
<p><strong>Dudak birleşekleri ve yanak epitel uru</strong></p>
<p>Bu biçim, bölge lenf bezi bakımından zengin olduğu için, çok daha kolay yapılır. Epitel uru (kanser) öne deriye doğru ya da arkaya mukozaya ve alt çeneye doğru ilerleyebilir. Deri, ur üstünde gerildiği zaman küçük bir çöküntü, «portakal derisi olayı» ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Çene epitel uru</strong></p>
<p>Epitel uru (kanser), kemik içinde bulunan Mal-lasez epitel artıkları aracılığıyla kemiğe kadar yayılabilir. Birçok biçimi ayırdedilir.</p>
<p><strong>Kemik yıkıcı biçimi</strong></p>
<p>Urun çıkıntısı üstündeki küçük bir yara dikkati çeker.</p>
<p>Röntgen incelemesi epitel urunu (epitelyoma) açığa çıkarır: Kemik kenarları kemirilmiş ve yıkılmıştır, dişler boşlukta asılı gibi dururlar; çünkü kemik ortadan kalkmış, bu nedenle de dişler öne ve arkaya itilmişlerdir.</p>
<p><strong>Ağrılı biçimi</strong></p>
<p>Bu biçimde mukozada bozun yoktur. Ur yalnızca kemiktedir. Alt dudak duyarlığını yitirmiştir ve aralıklı bir ağrı vardır. Hasta, genellikle, ateşsiz, genel durumu iyi olan elli yaşlarında bir erkektir.</p>
<p><strong>İkincil epitel uru</strong></p>
<p>Başka bir odaktan yayılmanın sonucudur; alt çene açısına (angulus mandibula) yerleşir. Açıdaki bir epitel uru, bir meme ya da prostat urunun sonucu olabilir. Burdaki kabarıklık önemlidir ve alt dudağın duyarlığını yitirmesi önemli bir belirtidir.</p>
<p><strong>Üst çene epitel uru</strong></p>
<p>Bu durumda epitel uru damak kubbesine açılabilir, her iki diş kemerine yayılabilir, sinüse ulaşabilir ve kanlı burun akıntısıyla sinüs iltihabına yolaçabilir. Yumuşak dokuların epitel urlarının teşhisi biyopsiyle, yani laboratuvarda mikroskopla incelenmek amacıyla dokudan parça alınmasıyla konur.</p>
<p><strong>Çenelerin epitel urlarında başlıca teşhis öğesi röntgen filmidir.</strong></p>
<p>Genel kural olarak sertleşen, kanayan ve ağrılı durum alan beyaz mukoza bozunlarmdan (lökoplazi, keratoz) kuşkulanmak gerekir. Bir epitel urundan kuşkulanıldığında, lenf düğümleri büyümesinin düzenli olarak aranması gerekir; çünkü bu durumda, epitel urundan lenf düğümlerine bir yayılma (metastaz) vardır. Bu lenf düğümleri serttirler, küçüktürler, parmak altından yuvarlanırlar ve çoğunlukla iltihaplıdırlar.</p>
<p><strong>Evrimi</strong></p>
<p>TNM denen (T: ur; N: lenf düğümü; M: yayılma) bir sınıflandırmayla belirlenir ve ur teşhisinin konduğu zamana göre değişir.</p>
<p>Erken tedavi edilmezse, hastalık ağırlaşarak lenf düğümleri büyümeleri, sonra da uzak yayılmalar ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Hastalığın öteki biçimleri</strong></p>
<p>Hastalığın klinik biçimleri oldukça değişiktir.</p>
<p><strong>Şunlar sözkonusu olabilir:</strong></p>
<p>— bozunun dibi kanlı-irinli olan ve küçük kan pıhtıları gösteren yaralı biçim (kenarların muayenesi önemlidir: Kenarlar sert ve yüksektir; ortalarında bir çukurlaşma vardır);</p>
<p>—  yaralı biçime benzeyen, ama tomurcukların ve tepkisel bir keratozun eklendiği yaralı tomurcuklu biçim;</p>
<p>—  yaralaşma bulunmayan, ama sert bir taban üstüne oturmuş kabarık tomurcuklar bulunan tomurcuklu biçim;</p>
<p>—  epitel dokusunun yüzeyinde yayılan yüzeysel epitel urları (yaralı, atipik ya da keratozlu olabilirler) .</p>
<p><strong>Ayırıcı teşhis</strong></p>
<p>Mukozada bir yaralaşma varsa genelleşmiş bozunları (pamukçuklar, uçuk, ağız iltihapları) ya da travma kökenli yaraları ayırdetmek kolaydır. Bunlar tahrişe yolaçan nedenin ortadan kaldırılmasından birkaç gün sonra yitmezlerse, mutlaka biyopsi yapmak gerekir. Aktinomikoz, frengi ve veremin, kanser yaralaşmaları ile ortak özellikleri bulunmasına karşılık, kanserden ayırdedilmelerini sağlayan özel nitelikleri de vardır. Mukoza üstünde yaralaşan bütün beyaz lekeler (lökoplazi) biyopsi gerektirir.</p>
<p><strong>SARKOMLAR</strong></p>
<p>Ağız boşluğu sarkomlarına ender raslanır (organizmadaki sarkomların yüzde 4&#8242;ü). Gençlerde ve yaşlı kişilerde ortaya çıkar, orta yaşlılarda görülmezler. Başlangıç iyicil bir bozuna benzer, bu yüzden de tedavisinde gecikilir.</p>
<p><strong>Nedenleri</strong></p>
<p>Sarkomun nedeni henüz bilinmemektedir. Sarkomlarda uygulanan biyopsiler bir bağdokusu kökeni ortaya koymaktadırlar: Ya destek dokusu denen farklılaşmamış bağdokusundan ya da kaslar, damarlar, kemikler ve kemik iliği dokusu (alyuvarları yapan doku) gibi farklılaşmış bağdokusundan.</p>
<p><strong>Teşhisi</strong></p>
<p>Ağız boşluğunun yumuşak dokularının sarkomları, sert dokularınkinden farklıdırlar.</p>
<p><strong>Yumuşak dokuların sarkomları</strong></p>
<p>Bu sarkomların teşhisi, urların hücre kökenini belirleyen biyopsiyle konur.</p>
<p><strong>Bağdokusu sarkomları (fibrosarkomlar)</strong></p>
<p>Kökenleri bağdokusudur ve ağız boşluğunun herhangi bir noktasına yerleşirler. Ur az ya da çok sert olabilir; ama özellikle ağrısızdır ve parmakla muayenede hiçbir lenf düğümü büyümesi bulunmaz. Sarkomun yüzeyi kaygan ve kırmızıdır, sınırları belirgin değildir. Hastanın yüz biçimini az ya da çok değiştirir. Böyle bir urun teşhisi, biyopsiye dayanır.</p>
<p><strong>Kas dokusu sarkomları (miyosarkomlar)</strong></p>
<p>Teşhisi her zaman, kas dokusu hücrelerini açığa çıkaran biyopsi sayesinde yapılır.</p>
<p><strong>Kemik iliği sarkomları (medüller sarkomlar)</strong></p>
<p>Kemik iliği dokusunda (hematopoyetik doku) gelişirler. Lenf dokusu sarkomları (lenfosarkomlar) ve retikülum hücreli sarkomlar (retikülosarkomlar) olarak ikiye ayrılırlar. Yerleşimleri lenf dokusu bakımından zengin bölgelerdir: Bademcikler; yumuşak damak; dişeti; dil.</p>
<p>Çene çevresinde yumuşak dokuların iltihaplanması görünümündedirler. Yumuşak dokuların sarkomlarının teşhisi, urların hücre kökenini belirleyen biyopsi ile yapılır.</p>
<p><strong>Çene kemiği sarkomları</strong></p>
<p>Mikroskop muayenesiyle ayırdedilirler. Kaynaklandıkları dokuya göre değişik adları vardır:</p>
<p>—  kemik yapıcı dokudan: Kemik sarkomları (osteosarkomlar);</p>
<p>—  kıkırdak yapıcı dokudan: Kıkırdak sarkomları (kondrosarkomlar);</p>
<p>—  farklılaşmamış bağdokusundan: Bağdokusu sarkomları (fibrosarkomlar);</p>
<p>—  kemik iliği dokusundan: Retikülum hücreli sarkomlar ve Evving sarkomları.</p>
<p>Bu sarkomlar 2 büyük grupta toplanabilir: Kemik sarkomu, kıkırdak sarkomu ve bağdokusu sarkomu sert urlardır; başka organlara pek yayılmazlar, hücreleri iğ biçimindedir; retikülum hücreli</p>
<p>sarKom ve Ewing sarkomu, damarlı urlardır, birçok yayılma (özellikle akciğerlerde) yaparlar.</p>
<p><strong>Kemik sarkomu</strong></p>
<p>Çenesi sağlam genç bir kişide (10-25 yaş arası) ya da daha önceden bir kemik hastalığına tutulmuş ve ışın tedavisi görmüş bir kişide ortaya çıkabilir. Alt çene açısına yerleşir. 4 evrede ilerler.</p>
<p>Başlangıç, alt çene açısında özellikle geceleri gelen ağrılarla ortaya çıkar. Son büyük azı dişleri sallanmaktadırlar.</p>
<p>Alt dudak ve çene ucu bölgesinde, alt diş sinirinin hastalandığını gösteren hafif bir duyarsızlaşma vardır.</p>
<p>Ardından hızla urlaşma evresi gelir. Alt çene açısı (angulus mandibula) kabarık, ur da serttir. Kemik şiştir. Bununla birlikte genel durum bozulmamıştır, lenf düğümlerine yayılma yoktur.</p>
<p>Dışa açılma evresinde, kemik kabuğunu kemiren ur dışa açılır. Çevresindeki yumuşak dokuları yıkar, düzensizdir ve kemik sertliğindedir. Dişler büyük ölçüde yer değiştirmişlerdir ve kapanma olanaksızdır.</p>
<p>Son evrede ur deriye açılır. Oldukça büyüktür. Bıçak saplanır gibi ağrılar vardır; dışa ve ağız içine kanamalar ve akciğerlere yayılmalar ortaya çıkar. Genel durum çok yavaş bozulur.</p>
<p>Üst çenede urun evrimi sinüse (sinüs iltihabı belirtisi), bir göz fulaklığına (gözün öne çıkıklığı) yolaçarak göze ya da kafa içine doğru olabilir.</p>
<p><strong>Kemik sarkomunun teşhisi şunlara dayanılarak konur:</strong></p>
<p>—  Klinik muayene;</p>
<p>—  Kemik yıkımı (osteoliz) ve kemik yapımı (osteogenez) bölgelerini gösteren röntgen muayenesi;</p>
<p>—  kemik kabuğunun yıkılması.</p>
<p>Akciğer filminde akciğerlere yayılma görüntüleri saptanır; bunlar dağınık, saydam olmayan yuvarlaklardır. Mikroskopta hücre incelemesi, teşhisi doğrular.</p>
<p><strong>Kıkırdak sarkomu</strong></p>
<p>Çoğunlukla alt çene cisminin çene ucu denen orta bölgesine, daha ender olarak da üst çenenin ön bölümüne yerleşir. Klinik muayene ve röntgen belirtileri kemik sarkomundakiyle aynıdır. Kıkırdak sarkomu iyicil bir uru taklit edebildiği için konması güç olan teşhis, laboratuvar muayenesiyle doğrulanır.</p>
<p><strong>Bağdokusu sarkomu</strong></p>
<p>Alt çeneye yerleşir. Klinik belirtileri kemik sarkomu ve kıkırdak sarkomuyla aynıdır. Röntgen filminde kemik yıkımı alanları görülür; ama kemik yapımı alanlarına raslanmaz. Hücre yapısı, yumuşak dokuların bağdokusu sarkomunun hücre yapısıyla aynıdır.</p>
<p><strong>Retikülum hücreli sarkom</strong></p>
<p>Özellikle 60 yaşını aşmış kişilerde ortaya çıkar. Başlangıcı aldatıcıdır; bir kisti, iltihaplı süreğen diş destek dokusu yıkımını (parodontit) ya da bir kemik iltihabını taklit eder. Ağrı şiddetlidir, inatçıdır, kemiğin bir bölümünü ilgilendirir ve uykusuzluğa yolaçar. Dişler oynaklaşır (sallanır); kemik ölümleri belirir ve çok geçmeden bir ölü kemik bölümü ortadan kalkar. Röntgen filminde kenarları hafifçe çentikli olan önemli bir kemik yıkımı görülür. Dişler, kemik tarafından desteklenmedikleri için oynaklaşırlar. Sonra ağız mukozası da hastalanır: Madde yitimleri ve yaralaşmalar ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Ewing sarkomu</strong></p>
<p>10-14 yaşları arasındaki bir çocukta ya da genç erişkinde ortaya çıkar. Başlangıcı sinsidir; tekrarlamalarla ilerler. Röntgen filminde «soğan zarı» biçiminde yapraklı görüntü saptanır. Hücre yapısı incelenerek teşhis konur.</p>
<p><strong>Evrim</strong></p>
<p>Yumuşak dokuların bağdokusu sarkomunun evrimi, ya yavaştır ve hiçbir yayılma oluşturmaksızın gelişir ya da hızlıdır ve önemli kanamalar, yayılmalar oluşturur. Kemik iliği sarkomu ışın tedavisi sonucunda geriler, ama sonradan hızla tekrarlar. Sert dokuların kemik sarkomunda, kıkırdak sarkomunda ve bağdokusu sarkomunda evrimin pek az yayılmaya yolaçtığını ve urun, ameliyatla çıkarılmasından sonra bile kolayca tekrarladığını görmüştük. 3 urdan, en yavaş gelişeni bağdokusu sarkomudur. Retikülum hücreli sarkom ve Ewing sarkomu ise kolayca yayılırlar (akciğerlere); evrimleri tekrarlamalarla olur.</p>
<p><strong>Ayırıcı teşhis</strong></p>
<p>Yumuşak dokuların sarkomlarının epitel urundan ayırdedümeleri gerekir. Biyopsi ve hücrelerin incelenmesi, teşhisin kesinleştirilmesini sağlar.</p>
<p>Kemik sarkomu hiçbir zaman apansızın ortaya çıkmaz. Başlangıçta dişin oynaklığı (sallanması), kemik içinde gömülü kalmış bir akıl dişinin evrimini düşündürür ve üst çenede ağrılı dişler, yalın bir enfeksiyonla hastalanmış dişlere bağlanabilir.</p>
<p><strong>Urun gelişme evresinde ayırdedilmesi gereken olasılıklar şunlardır:</strong></p>
<p>—  kist kökenli urlar (ameloblastomlar); bu durumda kemiğin kenarları röntgen filminde iyi sınırlanmış olmalıdır;</p>
<p>—  asivegen kemik iltihabı (bu durumda teşhis biyopsiyle kesinleştirilir);</p>
<p>—  bağdokusu kökenli kemik iltihabı (ama bu hastalıkta kemik yapımı çok yavaştır);</p>
<p>—  yalnızca yıkıcı nitelikteki ağrılı epitel uru (evrimi sarkomlarmkinden daha yavaştır).</p>
<p>Retikülum hücreli sarkomlar başlangıçta, irinli süreğen diş destek dokusu yıkımıyla karıştırılabilir; ama bu hastalık yereldir ve doğrudan dişlere bağlıdır. Verem yarası ve epitel uru olasılıkları da, hücre yapısının incelenmesiyle kolayca ayırdedilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.info/agiz-boslugundaki-kotucul-urlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

