Çocuk Eğitimi İçin Anne ve Baba Nelere Dikkat Etmelidir.?
Sponsor Bağlantılar
MÜKEMMEL BİR ANA – BABA NASIL OLMALIDIR.?
Ana – Babanın çocuk eğitiminde dikkat edeceği en önemli kaideler:
Anne ve babanın çocuk yetiştirmenin sorumluluğunu tamamen yüklenmesi şarttır.
Ana ve babanın çocuğun her hareketinden kendini sorumlu tutması, onun her türlü çabasına katılarak emniyette hissetmesini sağlaması, itimadını kazanması gerekir.
Çocuğun ruhî ve fikri gelişmesine yardım etmeli, karşılaştığı güçlükleri yenmek hususunda ona destek olmalıdır.
Anne ve babalar çocuğun sevgisini ve saygısını kazanmayı bilmelidirler. Bunun için de, çocuğun zevk ve arzularını anlayışla karşılamak, sorduğu sorulara istekle ve bilgili cevap vermek, onu alay ve tenkit etmeden dinlemek, yerine getirilip getirilmeyeceğini onun anlayabileceği şekilde açıklamak ve kendisine bir arkadaş gibi davranmak; fakat bunları yaparken çok dikkatli hareket ederek, onu şımarıklığa itmemek lâzımdır.
Çocukları küçümsemek asla doğru değildir. Ona verilen sözden dönmeye ve yalan söylemeye teşebbüs etmemelidir. Bu davranış, çocukların ana ve babalarına karşı güvenlerini sarsar; onları yalancılığa iter.
Çocuğa lüzumsuz yere kızmak, onunla tartışmaya girişmek, çocuğa karşı şiddet kullanmak doğru değildir. Yanlış bir harekette bulunduğu zaman, hareketinin fena taraflarını ona anlatmamız lâzımdır. Bağırıp, çağırmanız onu sadece bir zaman için korkutur. Niçin bağırdığınıza, yaptığının kötü tarafının ne olduğunu anlayamaz bile. Bu sebebi bilmediği için de bir müddet sonra aynı hareketi tekrarlayabilir.
Çocuğa iyiyi kötüyü, yalanı doğruyu, anne-baba öğretmelidir. Dedikodunun, boşboğazlığın fena bir şey olduğunu anlatmalı, bilhassa iyi arkadaş seçmek hususunda onu yardımcı olmalıdır. Çocuğun, sağlam bir karakterde yetişmesi için iyi bir muhit, iyi arkadaşları olması lâzımdır.
Çocukları başkalarının yanında azarlamak, tenkit etmek birçok ana, babanın dikkat etmediği bir husustur. Bu hareket, çocuğun izzeti nefsini zedeler, çocuk ya yüzsüz, ulaıırhaz olur, veya mahcup ve utangaç, pısırık olur.
Çocukların yanında aile sırlarından bahsetmek, aile dertlerini onlara açmak hiç doğru değildir. Onun küçük kafası ile olayları nasıl yorumlayacağı bilinemez. Belki duydukları onun için zararlı bir düşünce tarzı doğurabilir. Küçük omuzlarına büyüklerin dertlerini yüklemeye ne lüzum var. Bırakın o, kendi tertemiz dünyasmda yaşasın, siz dertlerinizi halletmeye bakın. Nasıl olsa, birgün o da büyüyecek ve kendine göre dertleri olacak.
Çocuk, hayalinde yarattığı ideal insanlar olarak daima anne ve babasını görür. Bu, çocuk dünyasının şaşmaz kaidesidir. Bu alanda yapılan testler, araştırmalar, anketler tecrübeler, dünya çocuklarının istisnasız olarak, kendilerine anne ve babalarını örnek edindiklerini isbat etmiştir.
O halde anne babaların daima ölçülü davranmaları lâzımdır. Sözlerle hareketlerin birbirine uyması şarttır. Çocuğa anlatılan iyi bir özellik o annenin veya babanın kendisinde yoksa, çocuk o sözleri dinlemez bile.
Çocuğun benliği, içinden seslenir durur: «Niçin sen bana anlattığın ve olmam istediğin gibi değilsin, neden sen yapmamı istediğin bu hareketi yapmıyorsun?» Çocuk kendine en yakın insanlar olan ana ve babasının hareketlerini daima inceler ve onları tekrara çalışır.
Çocukların yanında kötü sözler söylemek, dedikodu yapmak, kavga etmek katiyen doğru değildir. Bu gibi davranışlar çocuğun ahlâkına, karakterine tesir eder. Böyle fena hareketleri olan bir insanı incelersek; bu çirkin huyları, çok küçük yaşlarda ailesinden edindiğini bulmakta güçlük çekmeyiz.
Çocuk nezaketi, sevgi ve saygıyı büyüklerinden öğrenir. Bunun için çocuklara nazik ve müşfik davranmak icap eder. Çocuk terbiyesi, korkutarak döverek değil, öğüt, iyi söz ve telkinle olur.
Çocuğu hata ve kabahatinden dolayı cezalandırmadan önce dinlemek lâzımdır. Esasen, ceza son çare olarak tatbik edilmeli, daha çok tenbih ve öğütü tercih etmelidir. Çocuğun cezadan bir ders alabilmesi için sebebinin kendine anlatılması gerekir. Cezanın yapılmaması gereken bir şeyi, yaptığı anda verilmesi şarttır. Cezayı geri bırakmak ve sonra tatbike kalkışmak fayda vermez. Ceza deyince akla saçma sapan usuller gelmemelidir.
İstemediğiniz bir hareketi yapan çocuğunuzu çok arzu ettiği bir filme göndermekten vazgeçerek ceza verebilirsiniz, yoksa kömürlüğe kapayarak değil. Yemek beğenmemek, seçmek gibi huysuzluğu olan çocuğa ne gibi bir ceza verilmesi gerektiğmi soran bir anneye:
«Çocuğu aç bırakarak cezalandırınız,» diyemeyiz ki. En güzel usul; sevmediği yemeği birkaç gün üst üste pişirerek gayet tabiî bir şekilde onu, o yemeği yemeye zorlamaktır. Çocukları iyi terbiye edebilmenin başlıca sebepleri, sabır ve tahammül göstermesini bilmektir.
Çocuğu edindiği fena alışkanlıklarından vazgeçirmek için, üzerine fazla düşmemek, belirli bir şekilde mücadeleye girişmemek lâzımdır. Ana, baba sinsi bir faaliyete girmeden çocuğu doğru yola sevketmeye çalışmalıdır.
Anne ve babalar çocukların kardeşleri ile olan münasebetleri üstünde de önemle durmalıdırlar. Kardeş çekememezliğinin, kıskançlığının çocuk ruhunda tepkisi büyüktür. Bu öyle bir tepkidir ki, bir insanın hayatı boyunca, davranışlarında izleri görülür. Kardeşler arasındaki ahengi de, kuracak olan yine anne – babadır, çocuklar aynı derecede sevildiklerine, eşit muamele gördüklerine inanmalıdırlar. Küçüklere gösterilen ilginin onların âciz ve bakıma muhtaç oldukları için daha fazla olacağına, diğer kardeşleri ikna etmelidir.
Yapılan bütün incelemeler ve ilmi sonuçlar, insan temelinin çok küçük yaşlarda atıldığını göstermiştir. Bu temel de anne ve babaların eli ile atılmaktadır.
Büyüdüğü zaman çocuğun iyi bir insan olmasını isteyen her ana baba: kundaktaki bebeğini terbiye etmeye başlamalıdır. «Büyüyünce nasıl olsa adam olur» zihniyeti, insanlığa zararlı mahlûklar yetiştirmekten başka bir işe yaramaz
Sponsor Bağlantılar
| Sponsor Bağlantılar |



Leave a Reply