Enfeksiyon ve Mikroplara Bağlı Cilt Hastalıkları

Sponsor Bağlantılar

ENFEKSİYON KÖKENLİ VE MİKROPLARA BAĞLI DERİ HASTALIKLARI

Bütün enfeksiyon etkenleri, ya doğrudan ya da genel bir hastalık sırasında özel yerleşim biçiminde, deriyi etkileyebilirler. Derinin tepkisini, birçok etmen etkileyebilir. Sözgelimi şeker hastalığı, bağışıklık savunması yetersizlikleri ve vitamin eksikliği, yağlı ya da sıcak ve ıslak nemli bölgelere ‘(kıvrımlar, kırışıklıklar) yerleştiklerinde daha yayılıcı olan deri enfeksiyonlarının gelişmesini kolaylaştırırlar.

Koklara bağlı enfeksiyonlar Stafilokoklara bağlı deri enfeksiyonları

Deride normalde zarar vermeden bulunan (saprofit) stafilokok, ancak bazı koşullar altında, hastalık yapıcı özellik kazanırlar. Kaşımalar, aşırı terleme, sıyrıklar, kaşıntılı asalak hastalıkları ve egzama, kıl kökünde önce yüzeysel olan, sonra derinleşen stafilokok enfeksiyonuna yolaçarlar.

Yüzeysel kıl keseciği iltihabı

Kıl çevresinde ağrılı, kırmızı küçük bir kabartıyla başlar; iltihaplı bir kabarıklığın ortasında, 1-5 mm çapında küçük bir çıkıntının oluşturduğu, yeşilimsi sarı küçük irin damlasının ortaya çıkmasıyla sonuçlanır. Kıl keseciği iltihapları çoğunlukla sakal, üst dudak, çatı bölgesi, el sırtı, bacaklar gibi tüylü bölgelerde yeralırlar. Tedavi genellikle kolay bir iyileşme sağlar; ama çoğunlukla, yakında ya da uzakta yeni küçük irinli kesecikler belirmesiyle iyileşme gecikir.

Kabuklu ve sarımsı bir alan halinde biraraya gelen çok sayıda kıl keseciği iltihabı, Tilbury Fox’un streptokok kökenli çakmak hastalığını taklit eder.
Mikroplara Bağlı Cilt Hastalıkları
Derin kıl keseciği iltihabı

Mikrobun kıl kılıfının derinliğine yayılmasının sonucudur kıl çevresinde belirgin bir sertlik ve belirgin bir iltihapla giden «gömlek düğmesi» ya da «kum» biçiminde küçük bir apse oluşturur. Daha ilerde irinlenme, kılın düşmesine yolaçabilir. Bu hastalık haftalar, hattâ aylarca sürebilir ve stafilokok kökenli soğuk apseye dönüşebilir.

Derin süreğen kıl keseceği iltihabı

Özellikle erişkinlerin tüylü bölgelerinde, en çok da sakalda raslamr; burada, trikofitona bağlı derin süreğen kıl keseceği iltihabından ayırdedilmelidir. Özellikle burun deliğialtı yerleşimi tedaviye her zaman dirençli olan hastalık, çoğunlukla kılların elektrikle ya da ışın tedavisiyle yokedilmesini gerektirir.

Kan çıbanı

Çok sayıda kıl kökünün ölümüne uyan kan çıbanı, merkezinde bir çıban özünün (kıl kökü) bulunmasıyla nitelenir. Ağrılı, sert ve’kırmızı bir noktayla başlar; tepesi birkaç günde yumuşar, bakterileri kapsayan irinle dolar, daha sonra açılarak sarı bir irin akıtır. Merkezdeki kraterde yeralan beyazımsı çıban özü, kendiliğinden düşebilir ya da bir kıskaç (pens) yardımıyla bütün halinde çıkarılır. Tek başına kan çıbanı, yalnızca burun kanadı, burun deliklerinin altındaki bölge ve dudak bileşiklerinden gözkapaklannın dış açılarına çekilen 2 çizgi arasında kalan bölge gibi bazı yerleşimlerde ciddidir. Bu bölgede, özellikle üst dudak ve burun çevresinde yeralan kan çıbanı, önemli bir yerel şişlikle birlikte gider, yüz toplardamarları iltihabı ve tromboz oluşturma tehlikesi taşır; bu sonuncular son derece tehlikelidir; çünkü kafa içi sinüslerine yayılırlar. (Antibiyotiklerin bulunmasından önce çoğunlukla ölümle sonuçlanırlardı.)

Tekrarlamalar ya da çok sayıda kan çıbanı bulunması, şeker hastalığı ya da bağışıklık yetmezliği gibi süreğen bir hastalıktan kuşkulandırır.

Şirpençe (antraks), kan çıbanlarının birleşmesiyle giden geniş derialtı dokusu ölümüdür. Derideki kan çıbanı bozunları yaygın biçim almış ve iltihap derine, yağ dokusuna kadar uzanmıştır; apseler deri yüzeyine birden çok ağızla açılmıştır. Çoğunlukla belirgin genel belirtilerle başlar ve büyük bir şişlikle birliktedir. Bu çok sayıdaki odakların mutlaka boşaltılması gerekir. Nedbeleşme bir ayda olur ve genel kural olarak yıldızlı bir iz bırakır. Yaşlılarda, şeker hastalarında, geri zekalılarda şirpençe yayılır ve özel bir ciddilik kazanır; o zaman «yaygın şirpençe» diye nitelenir ve geleceği kötüdür.

Bockhart çakmak hastalığı denen, stafilokoklara bağlı çakmak hastalığı alanı, çok sayıda noktanın gruplaşmasıyla oluşmuştur. Bu noktaların birleşmesi, aşınmalı ve sarımsı kabuklarla kaplı geniş alanlar oluşturur.

Yeni doğmuş bebeklerdeki salgın özellikli pemfigus

Stafilokoklara bağlıdır. Kreşlerde salgınlar halinde ortaya çıkar; son derece bulaşıcı, sıvı dolu kesecikli bir. çakmak hastalığıdır (impetigo). Günümüzde antibiyotik tedavisiyle önlenmiş ve geleceği düzeltilmiştir; hiç bir ilişkinin bulunmadığı yalın pemfigustan ve yeni doğmuş bebeklerdeki frengiye bağlı pemfigustan ayırdedilmelidir; bu sonuncu hastalık, özellikle avuçlardr ve ayak tabanlarında yerleşir; oysa salgın özellikli pemfigusta bu bölgeler sağlamdır.

Tomurcukla irinli deri iltihapları

Sıvı dölü büyük kesecikli deri iltihaplarını ya da kan çıbanlarını, ender olarak sızıntılı, kötü kokulu ve dokuda kalınlaşma yapan büyük deri örtülerinin belirmesi izleyebilir. Bu örtüler geniş bölgeleri kaplayabilirler.

Stafilokok hastalıklarının tedavisi

Yüzeysel ve derin kıl keseciği iltihapları

İrinli kesecikler iğne gibi sivri, mikropsuz bir araç yardımıyla açılarak boşaltılmalıdır. Daha sonra bu bölge 90 derecelik alkol, kafurlu alkol, iyotlu alkol, Dalibour suyu, heksamidin gibi mikrop kırıcı çözeltilerle temizlenir.

Derin süreğen kıl keseciği iltihabı

Bu hastalıkta, irinli keseciklerin açıldığı bölgelerde temizleme, ya yukarda anlatılan mikrop kırıcılarla ya da daha iyisi boyayıcı maddelerle (eyozin, Milian çözeltisi) günde birçok kez yapılarak iltihaba karşın savaşılır. İnatçı durumlarda, elektrikle ya da ışın tedavisiyle kılların ortadan kaldırılması, tek etkili tedavidir. Kıl köklerinin her türlü tahrişinden kaçınmak ve özellikle tam iyileşmeye kadar, elektrikli traş makinesi kullanmamak gerekir. Ayrıca bazen, genel antibiyotik tedavisi uygulamak gerekebilir.

Kan çıbanı

Ortaya çıkışından başlanarak iyotlu alkolle ya da boyayıcı maddelerle temizlenmesi zorunludur. Kara merhem (ihtiyol), olgunlaşmasını hızlandıra
bilir; ıslak pansumanlar ve flaster uygulamaları, v.b. kesinlikle yasaklanmalıdır. Genel antibiyotik tedavisi gerekli olabilir; bu yüzden hekime başvurulmalıdır. Yüzde kan çıbanı sözkonusuysa, mutlaka hekim denetimi gereklidir.

Stafilokoklara bağlı olan ve kızartılı-ödemli çevresel bir tepki ile giden iltihaplı deri hastalığı. Bozunun kenarında üstderi çepeçevre ayrılır. Ortada enfeksiyon, kıl kesecikleri iltihabı bozunlarının noktalarla deldikleri altderiyi açığa çıkarmıştır.

Kan çıbanı açıldıktan ve çıban özü çıkarıldıktan sonra, kolargollü bir merhemle ya da bir antibiyotikle pansuman yapılır. Her türlü tekrarlama eğilimi karşısında, kan çıbanı hastalığının nedenini saptamak amacıyla bir hekime başvurmak, bir şeker hastalığının araştırılmasında kan şeker düzeyi ölçümleri yaptırmak, dişlerdeki, burun-boğazdaki, sindirim sistemindeki, üreme organlarındaki yerel enfeksiyon odaklarını ortadan kaldırmak gerekir. Çoğunlukla bozuk olan genel duruma, güçlendiriciler ve vitaminlerle desteklenmiş maya mantarlarının verilmesi çok değerli katkıda bulunur. Ayrıca aşı tedavisi öngörülebilir.

Tomurcuklu irinli deri iltihapları

Mikrop kırıcı çözeltilerle temizlenir, permanganat ya da bakır sülfat pansumanlarıyla tedavi edilirler; bazen, elektrikle yakma yoluyla cerrahi girişimle yokedilmeleri ya da gümüş nitratla yakılmaları gerekebilir.

Streptokoklara bağlı deri enfeksiyonları

Streptokoklara en çok derinin kıvrım yerlerinde raslanır. Bu mikroplar çoğunlukla üstderiye yerleşirler ve derinlere işleme eğilimleri yoktur.

Kuru çakmak hastalığı (kuru impetigo)

Belirtilerin en yalınıdır. Yüzde ve kolların üst bölümlerinde, kenarları belirgin olmayan, beyazımsı, hafifçe kepekli belirsiz lekeler biçiminde yerleşirler ve özellikle güneş yanığından sonra görülürler. Hiç bir ağrıya, kaşıntıya neden olmazlar; ama bazen, tekrarlama eğilimleri dolayısıyle rahatsız edicidirler. Hastalığa özellikle çocuklarda raslanır.

Tilbury Fox’un gerçek çakmak hastalığı

Deride 120 kadar değişik büyüklükte, gevşek sıvı dolu keseciğin belirmesiyle ortaya çıkan sıvı dolu büyük kesecikli bir deri hastalığıdır. Sıvı dolu kesecikler biraz kırmızı bir deri üstünde yerleşirler ve içlerindeki sıvı hızla bulanıklasın Keseciğin dayanıksız çatısı yırtılır ve içeriye sızarak sarımsı ve yumuşak bir kabuk oluşturur. Her kesecik iz bırakmadan iyileşirse de, bu deri hastalığında mutlaka etkin bir tedavi uygulamak gerekir; çünkü tedavi edilmezse, ardarda kendi kendine bulaşmalarla tekrarlar. Nispeten bulaşıcı olan (okul ortamında yayılan) çakmak hastalığı, özellikle yüzdeki ve saçlı derideki çok küçük bir sıyrığı izler. Bu durumda hemen bit araştırması yapılmalıdır. Bitler, yolaçtıkları kaşıntılar, dolayısıyle de sıyrıklar nedeniyle, çoğunlukla bir enfeksiyon eklenmesine neden olurlar. Kadınlarda memedeki çakmak hastalığı sıyrık oluşmuş bir uyuza eklenmiş enfeksiyondan kuşkulandırmalıdır. Birkaç günlük bir evrim sonrasında, stafilokoklarm da eklenmesiyle karışık bir çakmak hastalığının ortaya çıkmasına oldukça sık raslanır.
Bacaklarda ektima. Kalın ve kahverengimsi kabuklar, kenarları iyi belirgin ve dipleri irinli derin yaraları kaplarlar.

Oldukça yalın bir hastalık olan çakmak hastalığı, mikroplara bağlı olmayan sıvı dolu büyük kesecikli deri hastalıklarından, çok küçük sıvı dolu kesecikli çakmak hastalığı biçimindeki egzamadan, özellikle de frenginin ikinci dönem bozunlarından ayırdedilmelidir. Erişkinlerde bazen çok zor olan bu ayırıcı teşhisin önemi büyüktür.

Ektima

Kabukları çok kalın ve sarımsı uıaı^ aaha çok alt üyelerde görülen, derialtma kadar işleyen yaralaşmalı bir çakmak hastalığıdır. Kabuklar altında derin yaralar irinlenirler. «Dik yamaçlı» yaralar oluşturan bu enfeksiyona, şeker hastalarında, geri zekalılarda ve alkoliklerde daha sık raslanır.

Dolamalar

Tırnak çevresinde yerleşmiş çakmak hastalığı sıvı dolu büyük kesecikleridir; kenardan başlayıp tırnağı çevrelerler ve çok ağrılıdırlar. Çoğunlukla çakmak hastası olan ve kaşınan bir çocukta uzak bir enfeksiyona uyarlar; bu durumda ancak, çakmak hastalığının ve kaşıntının giderilmesiyle iyileşebilirler.

Perleş

Kirli cisimleri çiğneyen, böylece mikrop kapan çocuklarda sık raslanan bir bozundur (dudak birleşekleri iltihabı). Az ya da çok derin, ağrılı, kanamalı., çizgisel bir sıyrık, süreğen evrimi ve tekrarlamalarıyla nitelenir. Erişkinlerdeki tekrarlamalar B ya da C vitamini eksikliğini, kandida hastalığı eklenmesini, bir diş ya da dişeti enfeksiyonunu ya da kötü yapılmış,bir diş protezini akla getirir. Yılancık

Bu ivegen enfeksiyon hastalığına, son yıllarda giderek daha az Taşlanmaktadır. Tipik olarak, yüzdeki bir delik çevresinden başlayan kırmızı bir alan, deriyi kaplayarak yayılır. Dokunmada ağrılı olan çıkıntılı bir kıvrımla sonlanın Yüksek ateşle birliktedir. Son derece bulaşıcı olan yılancık, bir haftada iyileşme ile sonlanır; bununla birlikte, şeker hastalarında, alkoliklerde ve geri zekalılarda evrim daha yavaştır; çünkü iç organ ihtilatı ortaya çıkabilir. Antibiyotikler hastalığın görünümünü ve evrimini değiştirmiştir. Buna karşılık, yılancığa benzer streptokoklara bağlı deri iltihaplarına hâlâ sık olarak Taşlanmaktadır. Ateşsiz gelişen bu hastalıklar, tekrarlarlar ve eğilimli kişilerde ortaya çıkarlar. Sözgelimi parakeratozlu, bacak yaralı, vb. kadınlarda, âdet dönemlerinde tekrarlamalar görülür. Bu streptokoklara bağlı hastalıklara yüzden çok alt üyelerde raslanır; bacaklardaki streptokok enfeksiyonları, fil hastalığına neden olabilirler.

Streptokok hastalıklannın tedavisi

Kuru çakmak hastalığı

Bozunların yüzeysel olmalarına karşın, iyileşmeleri uzun sürer. Mikrop kırıcı çözeltiler (iyotlu alkol, heksamidin, v.b.) ya da tanenli ve kalomelli merhemlerle tedavi edilirler. Sülfamitli pudraların uygulanması tehlikelidir; çünkü bazen alerjiye yol-açabilirler. Eskiden çok sık kullanılan sarı civa oksitli merhemlerin de, iyotlu tedaviyle birlikte uygulandıklarında, ciddi yanıklara yolaçtıkları saptanmıştır.

Çakmak hastalığı

Yerel tedavi ancak kabukların düşmesinden sonra uygulanabilir. Bu yüzden, ya yerel püskürtmelerle ya da alkollü serum, sulandırılmış heksamidin, zayıf Dalibour suyu gibi çözeltilerin birkaç dakika sürülmesiyle kabukların yumuşatılması, daha sonra da mikropsuz koşullaıda kaldırılmaları uygun olur. (Bozunlara ıslak pansumanlar uygulanmamalıdır.) Daha sonra, öteki mikrop kırıcı maddelerden daha etkili olan boyayıcı maddelerle (eyozin, Milian eriyiği, flüoresein) temizliğe başlanır; bu boyayıcılara bazen antibiyotikli merhemler eklenir.

Ailenin öteki çocuklarını mikrop kırıcı sıvı sabunlarla yıkamak, hasta ya da hastalanma tehlikesi altındaki çocukların tırnaklarını dikkatlice kesme, tırnakları iyotlu alkolle temizleme ve yayılmadan sorumlu olan kaşınmayı önlemek, yararlıdır. Hasta kişilerin çamaşırlarını başkaları kullanmamalıdır.

Dolamalar

Uygun biçimde sulandırılmış heksamidin, Dalibour suyu ya da bakır sülfat gibi sıvılar içinde on dakika süreyle yapılan banyolarla tedavi edilirler.

Sıvı dolu büyük kesecikli bozunlar, mikroptan arındırılmış gereçlerle açılır, sonra da bu bozunlara boyayıcı maddeler sürülür.

Perleş

Çoğunlukla çok inatçıdır, gümüş nitratla, kalomelli bir merhemle, triklorasetik asitle tedavi edilebilir. Derin çatlaklar özel merhemlerle iyileştirilir. Bazı hastalarda Candida aibicans enfeksiyonunun da eklenmesi nedeniyle, tedaviye bir mantar merhemi eklenir.

Yılancık

Yerel olarak iyotlu alkolle, çeşitli boyayıcı maddelerle yıkanmalı ve kolargollü bir merhem sürülmelidir. Ama hastalığın geleceği, genel antibiyotik tedavisine bağlıdır. En uygun antibiyotiğin seçimi için, bir hekime başvurmak zorunludur. Penisilin, B vitaminleri ya da laktik mayalarla birlikte kullanılabilir.

Koch basillerine (ya da mycoplasma tuberculosis) bağlı deri hastalıkları

Deri veremi

Günümüzde büyük ölçüde azalmış olmasına karşın, deri vereminin çok çeşitli bütün biçimlerinin bilinmesi gerekir. Koch basilinin bedene giriş yoluna, hastalandırıcıhğına ve hastanın önceki durumuna göre, görünümler çok sayıda olabilirler.

Deri veremi teşhisinin konabilmesi için bazı klinik bulgulara dayanmak gerekir ; Hastanın geçmişinde verem öyküsü bulunmasının, veremin kobaya bulaştırılmasının, deri tepkimesinin ve deri içi tepkimelerinin pozitif sonuç vermesinin büyük değeri vardır. Mutlaka doku incelemesi de yapılmalıdır.

Birincil veremin bulaşma yarası

Oldukça sık raslanır. Önceden verem basiliyle hiç teması olmamış bir kişinin akciğerinde ortaya çıkan birincil bulaşmayla eşdeğerlidir; süt çocuklarında yüzde, çocuklarda bacaklarda bir sıyrık sonrasında, meslek hastalığı durumunda da ellerde ve parmaklarda yerleşir. Dibi pürtüklü, düzensiz kenarlı, yumuşamaya doğru evrim gösteren, komşu lenf düğümlerinde büyümeyle birlikte olan tipik bir yaradır.

Verem lupusu. Yüzde çok geniş, çokbiçimli deri alanı morumsu ve sarımsı renktedir, bu almaşmalı durum, renkte olduğu kadar bozunlarda da (düğümler, körelmeler) gözlenir. Yüzün çökmesiyle birlikte, damak kubbesi de hastalıktan etkilenir.

Mukozalardaki verem yarası

El kenarlarında tomurcuklu ve siğilli bozunlar gibi, akciğer vereminin ender görülen özbulaştırma bozunlarıdır.

Verem kökenli boyun lenf düğümü iltihaplarının deriye açılması

Vereme bağlı lenf düğümü büyümeleri apseleşerek deriye açılır ve süreğen bir akıntıya neden olurlar; boyun bölgesinde sık raslanır, kalıcı nedbeler bırakırlar.

Gomlar

Koch basillerinin kanla yayılarak deriye yerleşmelerine uyarlar. Gomlar, süreğen yaraya doğru evrim gösteren morumsu düğümlerdir; süreğen yara ise, kalıcı izler bırakan soğuk bir irinlenmedir.

Verem lupusu

Günümüzde çok ender raslanır; ama deri veremlerinin hâlâ en sık raslanan biçimidir. Verem lupusu yüzde gelişen, çokbiçimli, sarıdan mora kadar giden alacalı bir deri alanıdır. Başlangıç bozununun (lupom) hızla büyüdüğü yerde tekrarlamalarla gelişir ve ağır bozukluklar oluşturarak yüzü kaplama’eğilimindedir.

Vereme bağlı deri-altderi iltihapları Hâlâ sık raslanan hastalıklardır.

• Bazin’in sertleşmiş kızarıklığı

Bacakların dış yüzeylerinde yeralan morumsu pembe renkli deri alanlarından oluşan, yavaş evrimli bir döküntüdür. Özellikle genç kızlarda görülür. Tekrarlamalar soğukta ve yorgunluk durumunda, mermerimsi bir bölge üstünde daha kesin olarak belirirler. Hastalığın, sertleşmemiş ayak bileğialtı kızarıklığından çok, kabartılı kızarıklıktan ayırdedilmesi gerekir.

• Kabartılı kızarıklık

Ergenlik çağında nispeten sık raslanan bir hastalıktır; bacaklarda, iltihaplı ve ağrılı, sert ve kırmızı, birkaç günde mora, daha sonra da çürüklerde olduğu gibi sarı renge dönen düğümler belirmesiyle nitelenir. Kabartılı kızarıklık aslında başka hastalıkların evriminde de gözlenirse de, bu belirtilerle bir birincil verem enfeksiyonunun çoğunlukla birlikte bulunması dolayısıyle, bir akciğer vereminin dikkatlice aranması gerekir.

Deri veremlerinin tedavisi

Doğrulanmış bir deri veremi teşhisi, iyi izlenen, uzun süreli ve etkin bir tedaviyi zorunlu kılar. Daha çok sağlık korunma önlemlerine ve beslenme düzenine yönelik eski tutumun yerini, her belirtiye uyarlanan ve bedeni veremin genelleşmesinden koruyan önlemler almıştır.,Veremin bütün öteki yerleşimlerinde olduğu gibi, vereme karşı çeşitli antibiyotiklerin uzun tedaviler halinde birlikte kullanılmaları gerekir. Charpy’nin öne sürdüğü biçime göre uygulanan D2 vitamini tedavisi, hâlâ başarılı sonuçlar vermektedir. Gomlar, irinlenme döneminden önce kullanılan ışın tedavisine duyarlıdırlar. Daha sonra tekrar tekrar iğne ile girilerek gomun boşaltılmasını, eterle ve Calot eriyiğiyle yıkamaların izlemesi, çok belirgin nedbelerin oluşmasını önler. Yara döneminde, koterle ya da elektrikle yakma yöntemleriyle zararların yaygınlığı azaltılmaya çalışılır.

Verem lupusu, antibiyotik ya da vitamin tedavilerinin dışında, iltihaplanmayı azaltıcı püskürtmelerle ve mikrop kırıcı boyayıcı maddelerle yerel olarak tedavi edilmelidir. Tek başına lupus bozunları( lupomlar) elektrikle yakılırlar.

Morötesi ışınların kısıtlı, ama değerli bir etkileri vardır.

Verem yumruları genel kural olarak genel tedavilerle büyük bir değişiklik göstermemişlerdir. Eskiden Negre ve Bocquet’nin metilik antijeni ile tedavi edilirlerdi; günümüzde bunun yerine C vitamini tedavisi uygulama eğilimi yaygınlaşmaktadır; ama bu tedaviye karşın, bazı biçimler varlıklarını sürdürürler.

Bir deri altderi altı iltihabının verem kökenli olduğu doğrulandıktan sonra, metilik antijenle tedaviden ya da D2 vitaminiyle Charpy tedavisinden çok, klasik verem antibiyotikleriyle tedaviye başvurmak gerekir. C vitaminiyle yapılan Degos tedavisi de, günümüzde hâlâ birçok hekim tarafından kullanılmaktadır.

Şarbon bakterileri gibi başka bakteriler de deri hastalıklarına yolaçabilirler. Aynı biçimde, akti-nobakteriler, deriye girdikten sonra irinli deri alanları ve yaralar oluşturabilirler.

Eritrazma

Eritrazmayı niteleyen deri kıvrımlarının hastalanmasından sorumlu olan bakteri, corynebacterium tipinde bir bakteridir (Corynebacterium mi-nutissima). Hemen her zaman kasık kıvrımlarında, ender olarak da öteki kıvrımlarda ya da kırışıklarda yerleşir. Yavaş yavaş büyüyerek düz, kenarı kalkık olmayan, kahverengimsi kırmızı, çok kenarlı geniş bir deri alanı oluşturan pembe bir leke sözkonusudur. Hiç bir kötü duyuma yolaçmaz. En sık görülen yerleşim olan kasık yerleşimi, enfeksiyona bakan erbezi torbasının yüzünde de bir bozun içerir; torbanın yan yüzü parlak kırmızı ya da beyazımsıdır. Wood ışığı, bu hasta deri alanının ya bütün yüzeyinde ya da kenarında bir flüoresans açığa çıkarır. Bu flüoresans, bakterinin varlığını belirtir ve özel tedavi (birkaç günlük etkin bir antibiyotik uygulaması) gerektirir.

Sponsor Bağlantılar

Sponsor Bağlantılar

About the Author

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>

alt