Kulak Ağrıları ve Kulak Akıntıları

Sponsor Bağlantılar

Kulak Ağrısının Bitkisel Tedavisi
Kulak Ağrısının Tedavisinde Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler:
Çoban süzeği (kaz otu), Üzüm, Tatlı nar, Beyaz hardal (İngiliz hardalı), Kantaryon, Bal

Hazırlanış Şekli:
* Çoban süzeğinin meyvesi ve dallarından ezilerek elde edilen sıvıya ilave edilir. Hazırlanan karı­şım tülbentte bir kaç defa süzüldükten sonra dinlendirilir. Dinlendirilen bu sıvıdan günaşırı sabah ve akşam ağrıyan kulağa üç beş damla damlatılır.
* Tatlı nar taneleri bal ile ezildikten sonra elde edilen karışım lapa kıvamına gelinceye kadar beyaz hardal tozu ilave edilerek üzüm şurubu ile yoğrulur.

Elde edilen lapa ısıtılmış bezin üzerine yaydırılır ve kulak üzerine ko­narak sarılır.
* Kantaryon kökü havanda dövülerek ezilir. Posadan sı­kılarak elde edilen öz sudan üç beş damla pamuğa damla­tılır. Kulağa yapılan ılık su kompresinden sonra ilaçlanan pamuk ağrıyan kulağa konur.

KULAK AKINTILARI

Ağrı, akıntı, sağırlık, uğultu ve baş dönmesi gibi belirtileri kapsarlar.

KULAK AĞRISI

Kulak ağrısı (otalji), kulağın kendisindeki bir bozuna ya da uzaktaki bir bozuna bağlı olabilir. Kulak muayenesi, bu iki tür arasında ayırıcı teşhisi sağlar.

KULAK BOZUNLARI KÖKENLİ KULAK AĞRISI

Bozun dış kulakta ya da orta kulaktadır.

Dış kulak düzeyindeyse, çoğunlukla dış kulak yolundaki bir bozun sözkonusudur: Çoğunlukla bir kan çıbanının (füronkül) ağırlaştırdığı bir dış kulak iltihabı. Kulak zonası daha ender raslanan bir nedendir; teşhis,, kulak kepçesi ve dış kulak yolunda küçük kabarcıklar ya da içi serum dolu kesecikler bulunmasıyla konur.

Orta kulak düzeyinde genellikle iltihaplar sözkonusudur: İvegen bir orta kulak iltihabı (otitis media). Daha ender olarak, kulak ağrısının nedeni, teşhisi biyopsiyle kesinleşecek olan bir kanserdir.

KULAK DIŞI KÖKENLİ KULAK AĞRISI

Çoğunlukla ağız bölgesi, bademcikler ya da dil düzeyindeki bir bozunun yolaçtığı ikincil kulak ağrısı sözkonusudur. Bazen, bozun yutağın burun parçasında, gırtlak düzeyinde ya da yutağın

Akıntı, ivegen ya da süreğen olabilir. Yeni bir akıntı şuralardan gelebilir:

— dış kulaktan (enfeksiyon eklenmiş kulak yolu egzaması tipindedir. Bu durumda kulak zarı delinmemiştir);

— orta kulaktan (otoskopide kulak zarının delinmiş olmasıyla nitelenir).

Çoğunlukla ivegen bir kulak iltihabına bağlı irinli bir akıntı sözkonusudur. Daha ender olarak, akıntı kanlı olabilir; bu durumda neden, genellikle travmadır. Çok ender olarak da akıntı serözdür; akıntı berraksa («kaya suyu» görünümü), travma kökenli beyin zarları bozunu sözkonusudur.

Süreğen akıntı, müküslü-irinli ya da irinli olabilir.

Müküslü-irinli akıntı, çoğunlukla burun kökenlidir: «Hasta kulağıyla sümkürür.»

İrinli akıntı, genellikle kötü kokuludur; süreğen bir kemik iltihabının (müzmin osteit) belirtisidir. Bu durumda, varlığı radyografiyle doğrulanacak olan bir kolesteatom araştırılmalı, bulunduğunda ameliyat kararı verilmelidir.

Kanlı akıntıya yalın bir polip (mukoza uru) yolaçabilir; bazen bir kanser ya da mavi kulak zarıyla nitelenen bir glomus uru sözkonusudur.

Kulak Hastalıklarının Muayene Yöntemleri

MUAYENE YÖNTEMLERİ

Muayene önce, kulak zarının durumu konusunda bilgi veren otoskopiyi kapsar.

İŞİTME MUAYENESİ

Eskiden işitme derecesinin fısıltıyla, yüksek sesle ya da diyapazon incelenmesiyle saptanmasına dayanırdı.

Günümüzde, işitme ölçümü (odiyometre adı verilen aygıtla işitmenin ölçülmesi), işitme alanının çeşitli frekansları için (saniyede 16 titreşimden 15.000′in üstüne kadar) işitebilme eşiğini aramaya yarar. Ama uygulamada 250-8000 frekans arasındaki eşikler aranır. İnsan sesinin frekansları 500 -4000 arasındadır.

Her frekansın eşiğini elde etmek için gerekli ses şiddeti, desibelle dile getirilir. Böylece, kulaklıklar yardımıyla hava iletimi araştırılmakla kalınmayıp, şakak kemiğinin mememsi çıkıntısı ya da alın üstüne konan bir diyapazon (titreşim oluşturan aygıt) yardımıyla, kemik iletimi de incelenir.

DALIZ SİSTEMİNİN MUAYENESİ

Muayene 2 bölümlüdür: Kendiliğinden ortaya çıkan belirtilerin aranması; dolambacın uyarılmasıyla oluşan belirtilerin aranması.

Kendiliğinden ortaya çıkan belirtilerin başında nistagmus gelir. Nistagmus, gözyuvarlarının çok hızlı ve her zaman aynı biçimde sarsıntılar (yavaş sarsıntı ve hızlı sarsıntı) yapmasıdır. Hızlı sarsıntı, nistagmusun yönünü verir:

— sağ ya da sola yatay;

— sağ ya da sola çevrimsel;

— aşağı ya da yukarı dikey.

Nistagmus, ancak başın belirli duruş biçimlerinde ortaya çıkıyorsa, konum nistagmusu diye adlandırılır.

İşaret parmaklarının kayması dolambacın beden dengesi üstündeki etkisini ortaya koyar: Kollar gerginken işaret parmakları daha çok sağ ya da sol yana doğru kayar.

Bedenin dengesi Romberg testiyle de araştırılabilir: Gözleri kapalı, ayakta duran hastanın beden dengesizliği derecesi saptanır.

Yürüyüşteki, dolayısıyle de bedendeki denge bozuklukları, hastayı gözleri kapalı yürütmekle ortaya konabilir.

KLASİK DENEYLER

Isı deneyi, dış kulak yolu içine iğneyle belirli miktarda sıcak ya da soğuk su verilmesine dayanır. Soğuk su şırıngası 24-25°C’ta 10 sm3 suyla yapılabilir. Sağ yandan, yaklaşık 1,5 dakika süreli, sola doğru nistagmus tepkisi ortaya çıkar.

Nistagmusa, işaret parmaklarının su verilen kulak tarafına doğru kayması eşlik eder. Tepki, hafif bir baş dönmesi duygusuyla birliktedir.

Sıcak su şırıngasında 42°C’ta su kullanılır. Ortaya çıkan belirtilerin yönü tersine dönmüştür: Sağ kulak uyarıldığında nistagmus sağa, işaret parmaklarının kayması sola doğrudur.

Döndürme deneyi, döner bir koltuk yardımıyla hastanın döndürülmesine dayanır. Başın durumuna göre çeşitli nistagmus türlerinin incelenmesini sağlar.

Yakın tarihte elektronistagmografi ile çeşitli nistagmus türleri kaydedilmeye başlanmıştır. Bu yöntem, gerek kendiliğinden ortaya çıkan nistagmusun, gerek konum nistagmusunun, gerekse uyarılma sonucu ortaya çıkan nistagmusun yönünün, ritminin, şiddetinin ve süresinin kaydedilmesini sağlar.

RÖNTGEN MUAYENESİ

Bu muayene, orta kulak düzeyindeki, iç kulak ve iç kulak yolu düzeyindeki kemik bozunlarının araştırılmasını sağlar.

Travma kökenli bozunlarda (şakak kemiğinin kaya parçası kırığı), ur kökenli bozunlarda ve iltihap kökenli bozunlarda, veriler röntgen filmiyle doğrulanır.

Kaya parçasının incelenmek istenen bölümüne göre belirli duruşlarda film alınmalıdır. Tomografi daha da kesindir. Tomografiler (büyütmeli kesit filmler) bozunun daha kolay görülmesini sağlar.

gırtlak parçasında yerleşebilir. Ya iltihap kökenli’ bir bozundur ya da çoğunlukla kanser kökenli bir yaradır.

BİRİNCİL KULAK AĞRISI

Bu durumda IX. kafa sinirleri çiftinin, bazen de üçüz sinirin (V. kafa sinirleri çifti) ağrısı ya da sempatik liflerin uyarılması sonucu sempatik sinir ağrısı (sempatalji) sözkonusudur.

Sponsor Bağlantılar

Sponsor Bağlantılar

About the Author

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>

alt