Meme Kanseri Ve Mememin Alınması

Sponsor Bağlantılar

Meme Kanseri

İngiltere’de her yıl 41 000 kadına meme kanseri tanısı konmaktadır ve meme kanseri kadınlarda yaklaşık her 3 kanser vakasından 1 ‘ini oluşturmaktadır. Bu kadar endişelenmeniz hiç de şaşırtıcı değil ve aslına bakılırsa meme kanseri yalnızca kadınları etkilemez; her yıl 300 erkekte de meme kanseri saptanır.

Neyse ki erken tanı ve daha iyi tedavi sayesinde giderek daha fazla sayıda kadın meme kanserini yeniyor. Hastalığa bağlı ölüm oranları her yıl düşüyor ve genel olarak meme kanseri olan kadınların yüzde 80′inin tanıdan 5 yıl sonra sağ ve sağlıklı olduğu bildiriliyor.

Meme kanseri yaş ilerledikçe daha sık görülür. 30 yaş altındaki kadınlarda nadirdir; ancak menopozdan sonra sıklaşır ve 60′lı-70′li yaşlarda sıklığı daha da artar. Ne yazık ki genç kadınlarda ortaya çıkan meme kanseri yaşlı kadınlarda görülen hastalığa göre çok daha saldırgan seyreder.

Ancak yaşı kaç olursa olsun bir kadına meme kanseri olduğunun söylenmesi hem kendisi hem de ailesi için yıpratıcı bir durumdur.

Neden ben?

Aile öykünüz nedeniyle meme kanseri riskiniz yüksek olabilir. Meme kanserinin genetiği karmaşık olup henüz bütünüyle anlaşılamamıştır ve çoğu kadında genetik etki o kadar da güçlü değildir. Meme kanserinin nedeni daha çok hastalığı tetikleyen genler ile yaşam tarzına ilişkin etkenlerin bir karışımıdır.

Meme kanserine o kadar sık rastlanır ki birçok kadının ailesinden birinde (anneannesi ya da teyzesi) hastalığın görülmüş olması muhtemeldir. Birinci dereceden bir akrabanıza (anneniz, kız kardeşiniz) menopozdan önce meme kanseri tanısı konmadığı sürece bu durum genel olarak sizin açınızdan önemli bir risk oluşturmaz. Etkilenen yakın akraba sayısı arttıkça ve bu kişilerde meme kanserinin ortaya çıktığı yaş küçüldükçe sizde de meme kanseri gelişme riski artar.

Meme Kanser Geni

Meme kanserinin yüzde 5 ila 10′unun mutasyona uğramış anormal bir genin oluşturduğu genetik yatkınlık sonucu ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Bugüne kadar meme kanseri riskinde anlamlı artışa yol açan üç gen tanımlanmıştır: BRCA1, BR( 7\2 ve p53 genleri. Henüz saptanamamış olan pek çok başka genin de rol oynuyor olması muhtemeldir.

BRCA genleri normalde kanserli hücrelerin gelişmesini önler; ancak bu genler mutasyona uğradığında bu koruyucu etkiyi kaybederler. Anne ya da babadan kalıtım yoluyla geçebilen bu genler görünüşe göre bağırsak ve yumurtalık kanseri ve daha az ölçüde olmak üzere rahim kanseri riskini de artırmaktadır. Bu genlerden birini taşıyan bir ailenin incelenmesi bazı aile bireylerinde bu kanser türlerinin erken yaşta görüldüğünü ortaya çıkarır.

Meme Kanserindeki Diğer Etkenler

Meme kanseri olan kadınların büyük çoğunluğunda meme kanseri açısından baskın bir aile öyküsü yoktur. Ailenizde kimsede meme kanseri görülmemiş olması bu hastalığa karşı bağışık olduğunuz anlamına gelmez. Meme kanseri her kadında görülebilir.

Riski artırabilecek diğer etkenler arasında şunlar yer alır:

* Hiç çocuk doğurmamış olmak ya da ilk çocuğu 30 yaşından sonra doğurmuş olmak.

* Âdetlerin erken (10 yaşında ya da daha küçükken) başlaması ya da menopozun geç (53 yaşından sonra) başlaması.

* Fazla kilolu olma, fazla yağlı diyetle beslenme.

* Her gün düzenli olarak 2 birimden fazla alkol tüketme.

* HYKT görme.

* Kombine doğum kontrol hapı alan kadınlarda da risk biraz daha yüksektir; ama bu risk artışı yalnızca hapın kullanıldığı süre için geçerlidir, hap bırakıldıktan sonrası için değil.

4 Belirli selim meme hastalıkları da (lobüler in situ karsinom ve atipik lobüler hiperplazi) meme kanseri riskini biraz artırabilir.

MEME KANSERİNİN TANI VE TEDAVİ: Meme kanserinin tedavisi çok öze bir alandır ve bu hastalık konusunda deneyimli bir ekip tarafından uygulanmalıdır. Tedavi yalnızca hastaya ve isteklerine göre değil, aynı zamanda tümörün tipine göre belirlenir.

Göz önüne alınması gereken noktalar şunlardır:

♦ Tümörün büyüklüğü.

♦ Tümörün derecesi (grad); derece 1, 2 ya da 3 olarak ifade edilir. Derece tümörün ne kadar saldırgan olduğunu ya da ne kadar hızlı büyüdüğünü gösterir. En saldırgan olan derece 3 tümörlerdir.

♦ Tümörün koltukaltı lenf bezlerine yayılmış olup olmaması.

♦ Tümörde östrojen ve progesteron reseptörleri (almaçları) olup olmaması.

♦ Tümörde HER2 proteini reseptörleri olup olmaması.

Cerrahî: Tedavi genellikle tümörün çıkarılmasını içerir; ancak bu kitlenin büyüklüğüne ve bazı kadınlarda olduğu gibi anormal hücrelerin meme içinde yaygın bir dağılım gösterme ihtimalinin bulunmasına göre kitleyle birlikte çevresindeki küçük bir alanın çıkarılması ya da memenin bütünüyle alınması anlamına gelir.

Çoğu kadına tedavi seçenekleri sunulur. Araştırmalar kitlenin çıkarılmasını takiben radyoterapi uygulanmasının şifa sağlama açısından mastektomi kadar etkili olabildiğini göstermiştir ve pek çok kadında gereken tedavi budur.

Meme kanseri esas olarak lenfatik sistem aracılığıyla yayılır ve meme lenfinin aktığı, koltukaitındaki başlıca lenf bezi (sentinel lenf bezi) genellikle çıkarılarak tümörün yayılmış olup olmadığının anlaşılması amacıyla incelenir ve bu bilgi daha sonraki tedavilerin planlanmasında yardımcı olur.

Kanserin yayılma ya da tekrarlama olasılığı düşükse, başka tedavi gerekmeyebilir. Buna karşılık çoğu kadına kanserin tekrarlama riskini azaltmak için kemoterapi ve/veya hormon tedavisi önerilir.

Radyoterapi: Kanserin aynı bölgede tekrarlamasını önlemek için genellikle geride kalan meme dokusuna ya da göğüs duvarına uygulanır.

Kemoterapi: Genellikle 4-6 aylık bir süre boyunca, damar içi enjeksiyonlar şeklinde uygulanır. Yan etkiler sık görülür; bunlar yorgunluk, enfeksiyonlara direnç kaybı, anemi, iştahsızlık, bulantı ve kusmadır. Bulantı ve kusma bazı özel ilaçlarla hafifle ilebilir. Saç dökülmesi sık görülür; ancak “cold cap”* saç dökülmesini azaltabilir. Meme kanseri nedeniyle kemoterapi gören kadınların çoğu saçlar yeniden çıkana kadar peruk takmayı tercih eder. Komotorapi bazı kadınlarda erken menopoza girmeye de neden olabilir.

Hormon tedavileri: Tamoksifen ve aromataz inhibitörleri gibi ilaçlan içeren bu tedaviler meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını yavaşlatır ya da durdurur. Bunu östrojen ve progesteron düzeylerini değiştirerek ya da bu hormonların meme kanseri hücreleri tarafından alınmasını engelleyerek yaparlar. En fazla etkili oldukları grup kanser hücrelerinin yüzeyinde östrojen ve/veya progesteron reseptörlerinin bulunduğu kadınlardır. Hormon tedavisi genellikle başlangıç tedavisinden sonra 5 yıl süreyle uygulanır.

Herceptin: Meme kanseri hücrelerinin yüzeyine tutunan bir monok-Sonal antikordur. Bu şekilde tümör büyümesi için gerekli olan bir faktörün hücreleri uyarmasını durdurur. Herceptin başlangıç tedavisinden sonra kanserin tekrarlama riskini azaltır; ancak yalnızca kanser hücrelerinin yüzeyinde çok sayıda HER2 reseptörü bulunan kadınlarda etkilidir (yaklaşık olarak her 4 meme kanseri hastasından 1 ‘i).

Maslektomi

Memenin alınmasının bir kadın için zor bir durum olabileceği açıktır ve bu, cerrahların mümkün olduğunca kaçındığı bir seçenektir. Ancak kitle çok büyükse ya da meme başının hemen arkasındaysa veya memenin farklı bölgelerinde kanser varsa mastektomi yapılması gerekebilir ve hemen hemen bütün kadınlar önemli bir cerrahi girişim olmasına rağmen tercihlerini en yüksek şifa şansı yönünde kullanırlar.

Mastektomiyle aynı zamanda ya da aylar veya yıllar sonra rekonstrüktif cerrahi yoluyla yeni bir meme şekli oluşturulabilir.

Mastektomiden

* Saçlı deriyi soğutarak, bu bölgedeki kan akımını dolayısıyla kemoterapi ilaçlarının saç foliküllerine ulaşmasını azaltan bir tür başlık, (ç.n.) sonra genellikle 3-5 gün hastanede yatmak gerekir; ameliyat yerinde sonraki birkaç hafta içinde acı hissedilmesi kaçınılmazdır.

Lenf bezleri de çıkarılmışsa ameliyatlı taraftaki kolda şişme olabilir; buna ienfödem adı verilir. Lenfödem, fizik tedavi ve egzersizlerle birlikte destekleyici bandaj kullanarak azaltılabilir.

İkincil Meme Kanseri

Pek çok kadında başlangıç tedavisi başarılı olur ve yaşamın geri kalanında kanser tekrarlamaz. Ancak bazıları o kadar şanslı değildir ve daha sonraki dönemde genellikle de yıllar sonra kanser tekrarlar. Eğer ilk tümörün ortaya çıktığı yerde yani memede ya da göğüs duvarında tekrarlarsa buna lokal nüks adı verilir.

İkincil meme kanseri, kanser hücreleri vücudun diğer bölgelerine yayıldığında gelişir. Bu ikincil odaklara metastaz adı da verilir. Meme kanserinin en sık metastaz yaptığı yerler; kemikler, karaciğer ve akciğerlerdir. Daha az sıklıkta beyne de yayılabilir.

İkincil meme kanserinde şifa sağlamak mümkün değildir; ancak hastalık genellikle kemoterapi ve radyoterapiyle yıllar boyu kontrol altında tutulabilir. Metastaz olduğunun söylenmesi yıkıcı olabilir ve birçok kadın ruhsal çöküntüyle baş etmenin, tedavinin fiziksel etkilerini kaldırmaktan daha zor olduğunu ifade eder. Meme kanserli kadınlara yönelik destek grupları ve örgütlerinin büyük yaran olabilir,

Tamamlayıcı tedaviler kendi başına hastalığı tedavi edemese de fiziksel, psikolojik ve duygusal durumun desteklenmesinde yardımcı olabilir.

* Masaj ve aromaterapi gevşemede yardımcı olabilir.

* Bazı bitkisel ürünler, hormon tedavilerinin başlattığı sıcak basmalarını hafifletebilir.

* Akupunktur, kemoterapinin yol açtığı bulantı ve kusmayı ya da ağrı ve iltihabı azaltmada yardımcı olabilir.

* Bilişsel davranış terapisi gibi psikolojik terapiler stres ve endişenin azaltılmasında yardımcı olabilir.

* Birçok kadın belirli bir diyet uygulamayı da (nütrisyonel tedavi) yararlı ve olumlu bir girişim olarak değerlendirmektedir.

Meme kanseriyim ve cerrah, mememin alınması gerekmediğini söylüyor, ancak mastektomi her zaman daha güvenli, değil mi?
Her zaman değil. Araştırmalar, lumpektomi (sadece kitlenin çıkartılması) gibi daha ufak bir ameliyat sonrasında rad­yoterapi vermenin, çoğu kadın için, mastektomi kadar etkili olabileceğini göstermektedir. Mastektomi, bazı meme kanserleri için en iyi tedavi olabilir ve bazı kadınlar, fiziksel olarak kanserin tamamiyle temizlendiğinden emin olmak için bu yöntemi tercih edebilirler.
Günümüzde, çoğu cerrah eğer mümkün ise, sadece kit­leyi ya da memenin en azından bir kısmını alarak memeyi mümkün olduğunca korumayı tercih etmektedirler.
Yeni bir meme yaptırabilir miyim?
Evet. Memenin, ya omuz gibi vücudun diğer bölgelerindeki kasları kullanarak ya da meme implantı kullanarak yeniden yapılandmlabilmesi için bir dizi teknik bulunmaktadır.
Tüm popüleritesine rağmen, acaba meme implantları güvenli mi?
Muhtemelen. Vücuda konulan herhangi bir “yabancı cisim” de olduğu gibi, bir red ya da infeksiyon riski bulun­maktadır. Meme ameliyatınız sırasında ya da daha sonra bir implant yaptırmayı düşünüyorsanız, işlemi, avantaj ve deza­vantajlarını doktorunuz ile konuşun. Eğer meme implantmız varsa ve çok kaygılıysanız, doktorunuza danışın.

Sponsor Bağlantılar

Sponsor Bağlantılar

About the Author

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>

alt