Osteoporoz
Sponsor Bağlantılar
70′li yaşlara gelene dek belirti vermeyebilir onun için menopoz sırasında osteoporoz konusunda gerçekten do bilinçli olmanız gerekir. Her 3 kadından 1 ‘ini etkileyen osteoporoz göz nrclı edilemeyecek bir durumdur.
Osteoporozda kemikleriniz incelir, kırılganları oluşmasına yatkın hale gelir. Osteoporozun ilk belirtisi pek de önemli olmayan bir düşme sonrası bilek kırığı ya da daha kötüsü kalça kırığı gelişmesi sık karşılaşılan bir durumdur.
Pek çok hastalıkta olduğu gibi osteoporoz da bir anda ortaya çıkan bir sorun değildir; zaman içinde yavaş yavaş gelişir Kemikler sürekli bir yapım ve yıkımın gerçekleştiği canlı dokulardır. Çocukluk ve özellikle de ergenlik çağında yapım işlemi daha baskındır.
Kemiklerimiz 20′li yaşların ortalarında en yüksok yoğunluğa ulaşır; yapım ve yıkım işlemleri 30′lu yaşlara kadar döngüdedir ve sonrasında yıkım işlemi hafifçe baskın konuma geçer kemikler de incelmeye başlar
Östrojen hormonu kemiklerin güçlü kalmasına yardımcı olur. Ancak menopozda östrojen düzeyleri düştüğünde bu koruyucu etki de ortadan kalkar ve yıkım işlemi çok daha baskın hale gelir; dolayısıyla kemik yoğunluğu çarpıcı biçimde azalmaya başlar.
Bu sessiz bir süreçtir: Kemiklerin incelmesi herhangi bir ağrı ya da sızıya yol açmaz. Ne var ki daha sonraki evrelerde omurgadaki kemiklerde şekil değişikliği ortaya çıkar ve omurların giderek ilerleyen çökmesi sonucu kama şeklini alması, omurganın eğilmesi ve klasik “yaşlı kadın kamburu” görünümünün gelişmesi sonucunda boy kısalması görülebilir.
Osteoporozun etkileri
Osteoporozun sağlığınız üzerinde yıkıcı etkileri olabilir. Kemik kırığı nedeniyle ölüm nadir görülen bir durum olsa da kırık bir kalçayla hareketsiz yatmak, sizi ölümcül olabilecek zatüre ya da DVT açısından risk altında bırakır.
Bu durum ayrıca bağımsızlığınızın kısıtlanmasına yol açabilir ve omurgadaki kırıklar şiddetli ağrıya neden olabilir.
Ne yazık ki modern ilaçlarla bile osteoporozun kesin tedavisi mümkün değil. Kemikler bir kez inceldikten sonra kaybı yerine koymak için yapılabilecek fazla bir şey yok. Yani en önemli konu osteoporozu önlemektir. Yaşı kaç olursa olsun bir kadının kemik sağlığına dikkat etmesi gerekir; ama menopoza girdikten sonra bu konuda daha da fazla tedbir almalısınız.
Nedenleri Belirtileri
Her kadında osteoporoz gelişebilir; ancak bazı kadınlar daha fazla risk altındadır. Örneğin:
* Ailesinde osteoporoz görülenler. Ancak annenizin ya da anneannenizin boyunda kısalma ve sırtında kamburlaşma olmuş olsa bile onlara osteoporoz tanısı konmamış olabilir. Aile fotoğraflarına dikkatli bakın.
* Zayıf, iskeleti ince kadınlar.
* Anoreksi deneyimi olanlar, özellikle de o dönemde âdetleri 6 aydan uzun süre kesilmiş olanlar; kötü beslenenler; süt ürün- 261 leri tüketmeyenler ve kalsiyum takviyesi almamış olanlar.
* Sigara içenler.
* Erken menopoza girenler ya da 45 yaşından önce yumurtalıkları alınan ve HYKT uygulanmamış kadınlar.
* Uzun süre hareketsiz kalan ya da aylarca steroit tabletleri alanlar.
* Fazla alkol tüketenler.
Şaşırtıcı olmakla birlikte bu liste çok fazla egzersiz yapan kadınları da (özellikle zayıfsalar ve sonuçta âdetleri kesilmişse) içerir.
TANI: Osteoporozda kesin tanının tek yolu kemik yoğunluğu ölçümü (dansitometri) yapılmasıdır. Topuk ultrasonografisi de yardımcı olabilir, ancak kesin sonuç vermez; yine de hiçbir şey yapılma^ masından iyidir.
Sıradan röntgen filmleri osteoporoz tanısında kullanılamaz. Kemik lerin inceldiğine dair bir yorumda bulunmayı sağlayabilir; ancak genellikle hastalık ilerlediğinde söz konusu olan bir durumdur.
Kemik yoğunluğu ölçümünün gerçek dotjori komiklerinizin ne kadar ince olduğunu gösterebilmesidir. Böylelikle ölçüm yalnızca belirgin olarak ortaya çıkmış osteoporoz tanısı konmasını sağlamakla kalmaz, kemiklerin ortalamanın altına düşecek ölçüde inceldiği erken dönemde (osteopeni) hastalının i; mu imasına olanak verir. Sonuçlar genellikle T puanı olarak ifade; odilir. f puanı, sağlıklı kemiklerle yapılan karşılaştırma sonucunu gösterir. Z puanı ise, aynı yaş grubundaki kadınlarla yapılan karşılaştırmanın sonucudur.
* T puanının 1 ya da daha fazla olması normaldir. 4° -1 ile -1,5 arası, ortalamanın biraz altındadır.
* -1,5′un altı osteopeniyi gösterir.
* -2,5 ya da altı osteoporozu doğrular.
Olabildiğince erken dönemde müdahale edilmesi kemiklerin daha da incelmesini önleyebilir.
TEDAVİ:
Osteoporoz tedavisinde kullanılabilecek üç tip ilaç vardır:
* Bisfosfonatlar: Örneğin; Fosamax. Genellikle en fazla kullanılan gruptur. Yalnızca kemik kaybını durdurmakla kalmayıp, aynı zamanda yeni kemik yapımını da desteklediklerine dair bazı kanıtlar mevcuttur. Bu ilaçlar yemek borusunda tahrişe neden olur ve kullanılmaları kolay değildir (yatmadan hemen önce ya da öğünlere yakın zamanda alamazsınız); ama genellikle haftada bir kez kullanılmaları gerekir. Ayda bir kez kullanılan biçimi de (Bonviva) mevcuttur.
* Bir başka seçenek stronsiyum bazlı toz (Protelos) kullanmaktır.
* Bir diğer seçenek ise seçici östrojen almacı düzenleyicisi olan raloksifen kullanmaktır. Bu ilaç kemikteki östrojen almaçlarını uyarırken memedekileri uyarmaz. Sıcak basmaları tatsız bir yan etki olarak ortaya çıkabilir.
Bütün bu ilaçlar daha fazla kemik kaybını önleyebilir ve ayrıca bunların bir miktar yeni kemik yapımını uyardığına dair kanıtlar vardır.
Bazı kadınlarda kemik yoğunluğu 2 yıllık bir süre içinde yüzde 2 M oranında artabilir. Bu artış şifa anlamına gelmez; kemikleriniz hala incedir; ancak kırık gelişme riskinizde tedrici bir azalma olmuştur.
Hangi tedavi seçilirse seçilsin kemik yapım-yıkım döngüsü çok yavaş işleyen bir süreç olduğu için tedavinin uzun süreli (aslında süresiz olarak) uygulanması gerekir. Bu tedavilerden hiçbirinde hızlı sonuç alınmaz ve tedavi kesildiği andan itibaren durdurulmuş oian doğal süreç eski haline döner ve kemik kaybı yeniden başlar. Osteoporoz tedavisi yaşamınızın geri kalan bölümünde devam edeceğiniz bir tedavidir.
Bugüne kadar osteopenisi olan (kemikleri ortalamadan daha ince olan) kadınların tedavisinde başlıca yol HYKT idi; ancak meme kanseri riskinde artış riski nedeniyle bu amaçla HYKT uygulanması artık tavsiye edilmiyor.
Tanı konmuş osteoporozun tedavisinde kullanılan ilaçlarla ilgili geniş ölçekli çalışmalar yürütülmemiştir. Bu nedenle bu ilaçların hastalığın erken dönemlerinde verilmesinin gerçekten de etkili olup olmadığından ya da kemik üzerinde herhangi bir zararlı etki göste-rip göstermediğinden kimse emin değildir. Benim düşüncem osteopenisi olan kadınlarda bu ilaçların neredeyse kesin biçimde etkili ve kullanmaya değer olduğu yönünde. Ancak bu tartışmalı bir konu ve ilaçların maliyeti pek çok hekimin bunları sadece kemiklerinde incelme saptanan kadınlar için reçete edeceği anlamına geliyor. Şüphesiz bir kırığı tedavi etmek çok daha yüksek bir maliyet getirir; ancak kırık gelecekteki 20 yıl içinde ortaya çıkacaksa, bu pekâlâ bir başkasının bütçe sorunu olacaktır.
Kemiklerinizi güçlü tutabilmek için ilaçlar dışında başvurabileceğiniz yollar da vardır.
Osteoporozu Önleme Yöntemleri
Önlemek tedavi etmekten daha iyidir. En fazla önlem alması gerekenler kemikleri zaten ince olanlarsa da, osteoporoz o kadar ürkütücü bir sıklıkta görülmektedir ki bütün kadınların kemiklerini korumak için adım atması gerekir. İdeal olanı bu adımları atmaya ergenlik döneminde başlamaktır; başlangıçta kemikler ne kadar güçlüyse o kadar uzun süre güçlü kalacaklardır. Ancak “kemik bakımı’nın sağlık rutinine girmesi gerektiği dönem menopozdur.
Bu da aşağıdakileri içerir:
♦ Her gün en az 800 mg, eğer osteoporoz tanısı konmuşsa, 1 000 mg ya da daha fazla kalsiyum alın. Kalsiyum, D vitamini ve az miktarda magnezyumla birlikte kemik yapımında çok önemlidir. En iyi kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir. Süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünlerine pek düşkün değilseniz, olasılıkla yeterli kalsiyumu almıyorsunuz demektir. Bu durumda takviye ürünler kullanın. D vitamininin büyük bölümünü, güneş ışığının cildimiz üzerinde gösterdiği etkiyle sağlarız. Evden dışarı çıkmayan yaşlı kadınların çoğunda D vitamini eksikliği söz konusudur ve yine takviye gerekir.
♦ Düzenli olarak yürüme, koşma, tenis gibi ağırlık taşıyıcı egzersizler yapın. Ne yazık ki artriti olanlar için sıklıkla önerilen yüzme, ağırlık taşıyıcı egzersiz değildir; çünkü yüzmede bu işi sizin yerinize su yapar.
Alkol tüketiminizi haftada 14 birimin altında tutun.
♦ Sigara içmeyin.
Memeyle ilgili sorunlar
Kadınları gerçekten de endişelendiren sağlık sorunlarıyla ilgili herhangi bir anketi inceleyin.
Bu sorunlardan biri açık arayla öndedir: meme kanseri.
Aslında kadınlarda ölümün başta gelen nedeni kalp hastalığıdır, ama bu meme kanserinin büyük bir sorun olmadığı anlamına gelmez. İngiltere’de her 9 kadından 1 ‘inde yaşamının bir döneminde meme kanseri gelişir. Bu gerçekten de ürkütücü bir istatistiksel sonuçtur.
Memedeki bütün kitleler kanser değildir; hatta çoğu selimdir. Ancak meme kanseri her yaştan kadında ortaya çıkabilir. Buna karşılık bir kitlenin kanserli olma riski yaşla birlikte önemli ölçüde değişir.
Genç kadınlarda memedeki kitlelerin selim olma ihtimali daha fazladır; kanser tanısı konma ihtimali yaşla birlikte artar (özellikle de menopozdan sonra).
Sponsor Bağlantılar
| Sponsor Bağlantılar |



Leave a Reply