Sedef Hastalığı
Sponsor Bağlantılar
DÖKÜNTÜLÜ-PULLU DERİ HASTALIKLARI
Çok sık raslanan bir deri hastalığı olan sedef hastalığı (psoriasis), döküntülü-pullu deri hastalıkları arasında yeralır. Hastalık, beyaz kuru pullarla örtülü, bir hastadan ötekine, hattâ aynı kişide bir nöbetten ötekine son derece değişen, ağrısız kırmızı plaklardan oluşur. Gerçekten, değişken aralıklarla gelişen, süresi, önemi ve ortaya çıkışının önceden kestirilmesi güç olan nöbetlerle evrim gösterir. Günümüzde, bu döküntüler «beyazlaştırılabilmektedir»; ama hastalığın gerek niteliği, gerekse kesin ve köklü tedavisi henüz bilinmemektedir.



NEDENLER
Sedef hastalığının niteliği henüz karanlıksa da, bazı belirgin özellikleri gözönüne almak gerekir: 5 yaşından önce çok ender ortaya çıkar; gerek erkek, gerekse kadınlarda görülür; tropikal bölgelerde ve zencilerde daha ender olmakla birlikte bütün ırklarda raslanır. Bulaşıcı değildir.
Hastalığa ailesel bir yatkınlık olduğu yadsınamaz. Kalıtımsal olarak aktarıldığı söylenemezse de, aynı ailenin üyeleri arasında görülen çeşitli hastalıklardaki deri tepkimelerinin benzerliği ve bu kişilerin duygusal davranışlarındaki benzerlik, sedef hastalıklarının yüzde 25′inin ailesel oluşunu kısmen açıklar. Bu ailelerde, aynı zamanda özel bir hastalık eğilimi (şeker hastalığına ve süreğen romatizmalara) görülür.
Hastalıkta herhangi bir enfeksiyonun rolü olduğu düşüncesi, günümüzde benimsenmemektedir. Ama, bazı hastalarda, sedef hastalığının yerel enfeksiyon bozunlarını izlediği gözlenebilir. Ne var ki, bu daha çok, deri enfeksiyonu sonucu, sedef hastalığı bozunlarmm olduğu yerde deriyi zayıflatan bir uyarı noktasının ortaya çıkışma bağlıdır. Öte yandan profesör Kobrer’in tanımladığı olayda daha önceden yaralanmş bir bölgenin tam üstünde tipik sedef hastalığı bozununun ortaya çıktığı gözlenmektedir.
Bazı metabolizma bozukluklarının sistemli olarak araştırılması gerekir: Yağlar, karbonhidratlar üre, ürik asitler düzenlenebilir; bunların miktarlarının düzeltilmesi, deri hastalığında iyileşme sağlayabilir.
Ayrıca psikosomatik etmen üstünde önemle durulmaktadır. Sedef hastası genellikle kaygılı, titiz biridir. Bazı bilim adamlarınca, hastalığın başladığı bölge, hastada ağır basan kaygı tipini açıklar. Ayrıca, ilk nöbetin ortaya çıkışı, duygusal bir şoktan sonraya raslar ve tekrarlayış ritmi, üzüntü ve duygusal sorunların olduğu dönemlerle çakışır.
TEŞHİS
Klinik belirtiler
Temel bozunları
Sedef hastalığının temel bozunu, iyice sınırlanmış kırmızı lekeli pullu döküntülerdir.
Az ya da çok miktardaki kuru pullar, tipik olarak her sedef lekesini örter ve yerel tedaviden önce daha çok belirgindirler. Bunlar gri beyazımsı ya da sedef rengi parlak, az ya da çok pullu, gevrek görünümdedirler. Sınırları keskin ve yuvarlaktır. Pullar; elle muayenede bir kabartı duygusu verecek biçimde plakların merkezlerinin bütününü ya da bir bölümünü örterler ve kendiliklerinden, az ya da çok geniş ve dağınık parçalar ya da ince tozlar biçiminde yerlerinden kalkarak ayrılırlar: Pulların altında (saydamlıktan ötürü) görünen, yanlarından taşan ya da yapay olarak ortaya çıkarılabilen, pembeden mora kadar değişen renkte kırmızı leke belirir.
Yaygın olmayan bu kırmızı leke kurudur ve cam basısı altında yiter. Kırmızı leke, çok önemli bilgiler veren çok sayıda, hafif ve ard arda körlemesine yapılan «yöntemli kazıma» (küretle) yoluyla yapay olarak da ortaya çıkarılabilir. Küretle ilk dokunuşlar sonucunda, pullar, yüzeyde belirsizseler bile, kazındıkça alt tabakalarda ve yapışık derin tabakalarda «mum lekesi» biçiminde, mat ve açıkça beyaz renkli olarak ortaya çıkarlar. Küretle son yaprak da kaldırıldığında, çok sayıda kan damlasının oluşturduğu ıslak, kırmızı leke açığa çıkar.
Sedefte en sık görülen yerleşim. Tedavi edilmemiş, iyice kalın ve pullu, unlu görünümde, dirsekte yerleşmiş plak. Plağın keskin sınırı ve bu deri hastalığı için değerli olan kenarlardaki belirgin kırmızılık farkedilmektedir.
Gruplama biçimi
Bu temel yapıdan yola çıkılarak, öğelerin son derece değişik biçimlerde yerleştiği görülebilir: Toplu iğne başından mercimek büyüklüğüne kadar küçük yalın noktalar, «guttata» adı verilen sedef hastalığı tipini oluştururlar. Yaygın ufak lekeler su damlalarına benzediği için böyle adlandırılan bu tip, genellikle başlangıç biçimlerinde görülür. Lekeler daha büyük olduğunda, maden bir para boyutlarına erişebilir ya da şeritler, halkalar, girintili-çıkıntılı (kırlantalı), çok keskin kenarlı büyük plaklar halinde görülebilir: Lekeler, birleşerek bütün bir bölgeyi bir «kalkan» gibi örtebilirler ya da sırta, kalçalara, bele yayılma sonunda birleşerek «üniversalis» tipinde olduğu gibi bedenin her yanını kaplayabilirler.
Bozunların yerleşimi
Bozunların yerleşimi son derece niteleyicidir.
En çok dirsekler ve dizlerde (buralarda bakışımlı yerleşme eğilimlidirler), saçlı deride ve kenarında, kuyruk sokumunda görülürler. İkinci yerleşim yeri olarak çoğunlukla, üyelerin arka yüzlerini, üreme organlarını, el ayalarını ve ayak tabanları ile göbeği seçerler. Hastalığın üyelerin kıvrımlarına yerleşmesi, teşhisi güç olan tdnversa» tipini oluşturur. Aynı hastada, ardarda nöbetler sırasında bozunların yerleşimi aynı kalabilir, sonra genelleşe-bilir ya da yayılımmda değişiklik gösterebilir. Darbeler ya da yara izleri bir uyarı noktası oluşturarak, sedef hastalığı lekelerinin yerleşip gelişmesine elverişli bir alan olabilirler.
Tamamlayıcı muayeneler
Klinik teşhis çoğunlukla açık olduğundan, laboratuvar incelemelerine başvurmak mutlaka gerekli değildir. Bu incelemelerde, üstderi kabartılarının incelip uzayarak derinin kabartılı tabakasının yüksekliğinin arttığı, buna karşılık üstderinin incelerek anormal biçimde keratinleştiği (para-keratoz) ve küçük apselerle dolduğu görülür. Altta, deriyle ilgili damarların genişleyerek iltihaplı hücrelerle çevrildiği gözlenir.
EVRİM
Sedef hastalığının düzensiz nöbetlerle evrim göstermesi, gelişme özelliğinin kurallara bağlanmasını güçleştirir; evrim boyunca çok değişik biçimler gözlenebilir; ama ilke olarak, ilk döküntüden sonra, değişken aralıklı ve ömür boyu tekrarlama eğilimli nöbetler gözlenir. Bu nöbetler arasında, ya tam sönme ya da küçük bozunların sürmesi biçiminde yatışma dönemleri yeralır. Klasik olarak, yaş ilerledikçe nöbetlerin arası kısalabilir ve nöbetleri geçiştirmek daha güçleşebilir. Genellikle mevsime bağlı olan nöbetin ortaya çıkışına, bir şok ya da bir heyecan neden olur. Bazen ortaya çıkacağı önceden kestirilemez ve yayılarak büyük plaklar halinde birleşen döküntülü pullu küçük noktamsı lekelerle kendini gösterir. Tedavilerden sonra bunların kendiliğinden yitmesi, gene düzensiz biçimde, genellikle merkezden başlayan ve merkezden çevreye doğru giden bir soluklukla olur. Bazen, önceki bozunun çeperleri boyunca, soluk iz kalır. Yeni bozunlar bunun çevresinde yerleştiğinden, bu bölgenin, geçici bir korunmadan yararlandığı sanılmaktadır. Döküntüler arasında artık yatışma dönemleri görünmüyorsa, sedef hastalığının yerleştiği söylenir. Bu ender biçimlerde, hastalığın genelleşmesi (üniversalis tipi sedef hastalığı) gibi bazı ihtilatlarm ortaya çıkması daha kolaydır.
İhtilatlar Deri ihtilatları
Bazı yerel ihtilatlar ortaya çıkarak dıştan tedaviyi engelleyebilir. Sinirli kişilerde şiddetli bir kaşıntı, kaşıma sonucu ikincil enfeksiyona yolaça-bilir. Buradaki irinli kesecikler yalın irinle doludur; çıbanlarla, kıl kesecikleri iltihabıyla birliktedirler; enfeksiyon tedavisiyle kolayca iyileşirler.
Özellikle kıvrım yerlerinde, bazı tedavilerin de kolaylaştırıcı etkisiyle, hemen her zaman egzama görülebilir. Ayrıca, kabuklar sedef hastalığını maskeleyebilirler.
Bir başlangıç biçimi olmasına çok ender ras-lanan deri kızarıklığı (eritrodermi), çoğunlukla bir ihtilat olarak ortaya çıkar ve sağlam deri üstünde kabuklu bir kızarıklığın genelleşmesiyle birlikte ateş yükselmesi ve iç organ ihtilatlanyla kendini gösterir. Aynı biçimde, özellikle el ayaları ve ayak tabanlarının, ama bazen de bütün deri yüzeyinin irinli keseciklerle örtülmesi, bir başlangıç biçimi ya da eski bir sedef hastalığının evrimini ağırlaştıran bir değişme biçimi olabilir.
Eklemlerle ilgili ihtilatlar
Sedef hastalığı sırasında sık raslanan eklem ağrıları, çok ender olarak deri bozunlarmdan önce görülürler. Çoğunlukla, hastalığın başlangıcından birkaç yıl sonra ortaya çıkarak, eklemlerde hastalık yapıcı sedef hastalığını oluştururlar. Gerek küçük, gerek büyük eklemler hastalanırlar; şiş ve ağrılıdırlar. Hastalık, yaygın deri bozunlarınm alevlenmesine paralel nöbetler halinde gelişir. Eklemlerde belirli bir sertlik kalabilir. Biçim bozukluklarına neden olan romatizma tablosu, ciddi biçimlerde ortaya çıkar. Kan incelemesinde, kanın çökme hızında artış ve parçalı çekirdeklilerde çoğalma görülür.
KLİNİK BİÇİMLER
Hastalık son derece değişik görünümler altında ortaya çıkmaktaysa da, bir gruplama yapmayı denediğimizde, yerleşimine ya da ilk ortaya çıkış biçimine göre kesinlikle farklı klinik biçimler ayırdedilebilir.
Yerleşim biçimleri
Birçok nöbet süresince yerel kalabilen sedef hastalığı, hastalanan bölgelerin anatomik özelliklerine bağlı olarak biçim değiştirebilir.
Kıvrımlara yerleşme
Kıvrımlar, terleme (ıslaklığa bağlı olarak dokuların yumuşaması) ve sürtünme sonucu hastalığa özel bir görünüm verirler. Büyük eklem kıvrımları ve memealtı kıvrımları ile kabaetler arası olukta, tekparçalı, sürekli, türdeş, iyice sınırlı, parlak kırmızı, üstü düz bir plak yerleşir; hattâ bazı nemli ve sedefli plaklar bulunabilir. Bu durumda, bu inversa tipi sedef hastalığını, sözkonusu bölgelerde yerleşen mantar ya da bakteri enfeksiyonlarından ayırdetmek çok güçtür. Ayak parmakları arasındaki küçük kıvrımlar, sedef hastalığında tipik olarak kırmızı renk alırlar. Ama sözkonusu kıvrımlarda yalın mantar hastalıklarını anımsatan beyaz, sulanmış, pullu bir kalınlaşma da görülebilir.
Mukozalara yerleşmesi
Mukozalar hastalığa yakalandığında, teşhis güçleşir ve biyopsi gerekir. Kamışta pembe ya da kırmızı lekeler, ağızda düz liken (lichen planus) ya da lökoplaziyi anımsatan kırmızıya yakın pembe bir zemin üstünde dağınık, beyazımsı döküntüler görülür. Gırtlak ve göz mukozalarında hastalığın belirtileri, birlikte sedef hastalığının daha niteleyici bozunları yoksa, çok güç yorumlanabilirler. Üyelere yerleşme çok farklı biçimde olur.
El ayalarına ve ayak tabanlarına yerleşmesi
El ayaları ve ayak tabanlarında genellikle, kabuklarla örtülü, iyice belirgin sınırlı, çokçevrimli (polisiklik) lekeler görülür. Ama bunlar, çivi gibi küçük boynuzsu çıkıntılarla (sedef hastalığı nasırları) ya da derinin, hareketini zorlaştıran sert, boynuzsu bir kabukla örtülü olabilirler. Bozunlara yanmalar, ağrılar ve çatlaklar eşlik eder.
Parmaklara yerleşme
Özellikle parmak uçlarının yumuşak bölümleri kırmızı, sert, çatlaktır ve parmaklar, kollodyona batırılmış deri görünümündedir. Ağrılıdırlar ve hasta yanma duyar. 3. parmak kemiğinin iç yüzünde ve tırnak yakınında, irinli kesecikler ortaya çıkabilir. «Hallopeau nun sürekli akrodermatiti» adı verilen irinli kesecikli biçime, çok ender raslanır ama genelleşme tehlikesi vardır. Bu irinli kesecikler ile enfeksiyon kökenli irinli kesecikler arasındaki farkın üstünde durmak gerekir. Çünkü bu inatçı, tekrarlayıcı ve mikroskop altında özel görünümü olan (Kogoj irinli keseciği) döküntülerin sorumlusu bir mikrop değildir.
Tırnaklara yerleşme
Sedef hastalığının ciddi biçimlerinde, bazen tırnaklar erken olarak ve tek başlarına hastalanırlar. Bir dikiş yüksüğü izlenimi veren, toplu iğne başı biçiminde çok küçük çöküntüler taşırlar. Ayrıca, düzensiz olarak kalınlaşıp kalkarlar, biçimleri bozulur, kenarları ufalanır, yüzeyleri sarımsı renkli, düzensiz, gevrektir.
Saçlı deriye yerleşme
Çoğunlukla, döküntülü pullu olduğunda, saçlı deri, tipik olarak yağlı, birleşik ve alna taşan, genellikle kaşıntılı pullarla örtülür.
Bozunlar yalnızca saçlı deride sınırlı kalırsa, egzama, sinir bozukluğuna bağlı deri hastalığı (nörodermit) ve sebore (yağ ve ter bezleri salgılarının aşırı artması) döküntülerinden ayırdedilmeleri güçtür.
Deri kızarıklıktı biçimler
Küçük noktalar ya da damlalar, halkalar, daireler, sarmallar biçiminde döküntüler olarak grup-lama yöntemleri öylesine yalındır ki, klinik biçimler olarak kabul edilemezler. Buna karşılık deri kızarıklık biçimin, yani derinin bütününün parlak kırmızı renk aldığı biçimin üstünde durmak gerekir. Sedef hastalığında, bu kırmızı geniş örtü, yongalar biçiminde soyulan (hastanın yatağına dökülürler) hafifçe kalın pullarla kaplıdır; bu parçaların altındaki üstderi, ince, parlak, kırışıklı, esnek, dayanıksızdır. Sedef hastalığı, üniversalis tipinde olduğunda, deri kızarıklığının (eritrodermi) ortaya çıkma olasılığı büyüktür. Bazı tedavilerden sonra, kıvrımların çatlamasıyla birlikte döküntülerin daha kesecikli ve ödemli bir durum alması, deri kızarıklığının en ciddi biçimidir; genel durumun da bozulmasına neden olur.
Yaygın irinli kesecikli sedef hastalığı
Derinin her yanında apansızın mikropsuz irinli kesecikler ortaya çıkması, ender raslanılan, ama ciddi olan septisemi belirtileriyle birliktedir. Hastalığın başlangıcında görülmesi kuraldışı bir durumdur; genellikle eski ve romatizmayla birlikte giden bir sedef hastalığının ihtilatıdır. Yaygın irinli kesecikli sedef hastalığı, ya iyicil evrim gösterir ve deri normal halini alır ya da tersine, giderek şiddetlenen nöbetlerin birbirini izlemesiyle hastanın ölümüne yolaçabilir.
Yaşa ve ırka göre biçimler
Sedef hastalarının yüzde 9O’ı, 9-24 yaş arasındadır; ama, küçük çocuklarda ortaya çıkması son derece ender bir durumdur. Çoğunlukla, ilk nöbet guttata tipindedir ya da aynı bölgede (saçlı deri, alın) sınırlı kalır. Daha ender olarak, hastalık tablosu bacaklarda küçük boynuzsu sertliklerle başlar.
Yaşlı kişilerde daha çok kırmızı ışığı hafifçe geçiren, cilalı, pulsuz plaklarla birlikte körelmeye yolaçıcı bozunlar görülür.
Siyah ırkta, hastalığa ender raslanır ve tanınması güçtür. Siyah ırktan kişilerde bozunlar, pullu, sarımsı renkli görünümlüdürler; yitmelerinden sonra soluk bir leke kalır.
AYIRICI TEŞHİS
Sedef hastalığını, her şeyden önce sedef hastalığı biçimindeki frengi bozunlarından ayırdetmek gerekir. Frengi bozunları yalın bir leke değil, bir küçük deri çıkıntısı oluşturan yaygın bozunlardır. Gerçek ayırıcı teşhis serum incelemeleriyle yapılır. Gerçekten, frenginin ikinci döneminde tepkimeler her zaman pozitiftir.
Hastalığı, sedef hastalığı biçimindeki parekera tozlardan ayırmak daha da güçtür. Parakeratozda bozunlar kuru, yaygındır; sedef hastalığmdakinden daha az döküntülü pullu lekeler oluşturur ve kazımayla ne yonga; ne de kanlı «çiğ» belirtisi verir.
Dizlerde, dirseklerde, el ayaları ve ayak tabanlarında kıllı kırmızı pitiriyazis, sedef hastalığı lekelerine benzer. Yalancı sedef hastalıkları da, adlarının benzerliğine karşın, klinik olarak (doku incelemelerinin de kanıtladığı gibi) sedef hastalığından farklıdırlar.
TEDAVİ
Tedavilerin çokluğu, yetersizliklerini ortaya koyar. Gerçekten bazen, ilk belirtiler çıkar çıkmaz,nöbetlerle savaşılıp, döküntüler söndürülebilirse de, günümüzde, sonradan ortaya çıkabilecek nöbetleri önlemeyi sağlayacak kesin bir tedavi bilinmemektedir.
Dıştan tedavi, önce pulları kaldırıp, sonra lekeleri yoketmeyi amaçlar. Bunun için merhemler içinde eritilmiş ya da sıvı halinde, indirgeyici maddeler (ardıç katranı, krizarobin) kullanılabilir. Bu etkili maddeler, bazen uyarıcı etki yaptığı için (özellikle de kokularından ya da renklerinden ötürü) kullanımları güçtür. Çok değişik dozlarda salisilik asit ya da özellikle deri kızarıklıklı biçimlerde yatışma sağlayan eyozin içeren maddeler denenebilir.
Genel tedavide, bazı hastalarda, arsenik, bizmut, psotanol, altın tuzları, kükürtlü yağ ve vitamin tedavisi başarılı sonuçlar vermektedir. Kortizon tedavisi çabuk ve son derece iyi sonuçlar verir. Ama tedavi kesildiğinde, öncekinden daha önemli bir nöbet tekrarlar. Yakın bir dönemde, hastalığın inatçı biçimlerinde yerel olarak ya da ağızdan, değişik antibiyotikler verilmeğe başlanmıştır. Ama bu reçeteler bütün hastalara ortak olarak uygulanamaz. Hastalığın psikosomatikle ilişkilerinden dolayı, hemen bütün hastalara, yatıştırıcı sinirsel tedavi ile ruhsal tedavinin birarada uygulanması öğütlenebilir. Metabolizmada bir bozukluğun görüldüğü biçimlerde, bozukluğun tedavisi, sedef hastalığında genellikle bir hafifleme, hattâ iyileşme sağlar.
Morötesi ışınların başarılı etkisi bilinmektedir. Güneşte geçirilen günlerin sağladığı rahatlık ve huzurla da birleştiği için, morötesi ışınların, çoğunlukla sedef hastalığında bir gerilemeye neden olduğu düşünülmektedir. Bazı hastalarda da, ılıca tedavileri oldukça iyi sonuçlar vermektedir.
Tırnakların da hastalanarak kalınlaşıp, biçimlerinin bozulduğu ve düzensizleştiği, üst yüzlerinin aşındığı, ellerde görülen süreğen sedef hastalığı. Romatizma parmak eklemlerinin biçimini bozar; bu tipik yerleşim, ilerleyici süreğen yaygın eklem iltihabının oluşturduğu eklem bozukluklarıyla çelişir.
Ellerde görülen irinli kesecikli sedef hastalığı. Patlamalarıyla büyük parçaların kopmasına yolaçan mikropsuz irinli keseciklere canlı bir kırmızılık eşlik eder. Bu ivegen biçimi ve tırnakların hastalığa yakalanmaması, apansızın gelişen bir hastalığın sözkonusu olduğunu gösterir.
Bu hastalık ile ilgili: Sedef hastalığının Bitkisel Tedavisi
Sponsor Bağlantılar
| Sponsor Bağlantılar |











Leave a Reply